3 Yorum

Kalbi kırık, boynu büküklerin derdine derman ilaç eczanemize gelmiştir!

Kalbi kırılmış yazık, ağlıyor...Senin için çok büyük bir aşk acısı mı yaşamıştın? E normal, herkes yaşıyor. Ama sen atlamadın mı hala uzun zaman geçmesine rağmen? Evet haklısın, o zaman bir sorun olabilir.

Yoksa konu aşk meşk meselesi değil de, diyelim benliğinde ciddi bir yara açan iş, aile, çevre konusu veya Allah korusun kaza bela gibi bir şey miydi yoksa? E ama bunlar da her gün insanların başına geliyor, ne yazık ki hepsi insan için bunların

“Ama şimdi senin de taktığın şeye bak deyip” güleceğim, alay ediyorum diye sinirleneceksin! O zaman sana bütün kötü anılarını silecek, aklına olmadık yerde gelip, kapandığını sandığın halde kanamaya devam ettiğini fark ettiğin yaraları tamamen tedavi edecek bir ilaç neredeyse hazır desem? Hayır, bilimkurgu falan değil, gerçek. Sadece Philip K. Dick öykülerinde ya da onun öykülerinden devşirilen filmlerde mi olur sanmıştın böyle bir şeyi?

Hatta ilaç uzun süredir piyasada satılıyor da, bu amaç için nasıl kullanılacağına dair araştırmalar artık son aşamasına geldi desem? Yine mi inanmadın?

paramparca kalpKötü anılara bir dur demenin artık vakti geldiyse ve hala bu araştırmalardan haberin yoksa az sonra okuyacakların gününün arta kalanının daha neşeli geçmesini sağlayabilir (ama sağlamayabilir de tabii, kesin garanti vermiyorum). Sen en iyisi mi oku, kararını kendin ver.

Sanırım ilk olarak 2003 yılında bununla ilgili bir deney yapılmış ve konu o zamandan dikkatimi çekmişti. Bugüne kadar yapılan bir sürü araştırma da bu ilacın gerçekten insanların hayat kalitelerine zarar veren kötü anılarını hatırladıklarında acı çekmelerini önleyip önlemediğini test etti.

Araştırmalar konuyu çeşitli açılardan ele aldıklarından, tıp dilinde travma sonrası stres bozukluğu (“post-traumatic stress disorder”) adı verilen bu rahatsızlığın tedavisinde “propranolol” aktif maddesinin kullanımı ile ilgili olarak Nature Neuroscience geçen haftaki sayısında yayınlanan son araştırmanın sonuçlarından bahsedeceğim. Eski araştırmalar, isteyen için Google’da hazır zaten.

İşi biraz daha ciddiye alacak olursak, ciddi bir kaza geçiren, cinsel tacize uğrayan ya da savaşta acı deneyimler yaşayıp geri dönen insanlarda, bu anıların yarattığı psikolojik sorunları hepimiz ana hatlarıyla biliriz. Otobüs kazası geçiren bir kişinin kazadan altı ay geçmesine rağmen otobüse adımını atamaması, kalp krizi geçiren bir adamın bir daha geçireceği korkusuyla hayatı sürekli kendine zindan etmesi, kendini bilmez bir kız tarafından terk edilen zavallı bir gencin yeni bir ilişkiye girmekten gereğinden fazla korkması gibi…

Bu tür duygusal problemlere, genelde kalp hastalarına verilen ve “beta-blocker” türü ilaç grubuna dahil olan propranolol’un çare olabileceği düşünülüyor. Son yapılan araştırma biraz ilgisiz gibi görünse de, temel prensip olarak, bu tür deneyimler yoluyla öğrenilen korkuları baz aldığı için önemli.

Bu araştırmada, altmış kişilik bir gönüllü grubuna önce bir örümcek resmi gösterilip, hemen ardından hafif bir elektrik şoku verilerek kötü “anılara” sahip olmaları sağlanmış; yani bu iki deneyimi birbirleriyle bağdaştırmaları amaçlanmış. Ertesi gün yine tüm deneklere örümcek resmi gösterilmiş, ancak bu sefer yarısına propranolol, yarısına ise birer plasebo (boş ve işe yaramayan) tablet verilmiş.

Üçüncü güne gelindiğinde, resimlerin bir daha gösterilmesinin ardından bir önceki gün propranolol alan grubun çok daha düşük duygusal tepki gösterdiği ölçülmüş. Yani, kötü hatıraların yarattığı acı hissinin azaltılabildiği ortaya çıkmış.

Sözün kısası, daha önceki birçok araştırmada olduğu gibi propranolol alan kişiler bu anılarını unutmamışlar, fakat bu anılarla bağdaştırdıkları ve bu anılarla birlikte oluşan korku, acı, öfke ve benzeri olumsuz duygusal tepkilerin azaltılabileceği bir kez daha bu araştırma ile ortaya konmuş.

Konunun detayını öğrenmek isteyenler internette kısa bir arama ile bu araştırmaya ulaşabilirler ama esas olarak şu sorunların varlığını da akıllarının bir köşesinde tutmalarında bence yarar var:

Propranolol yıllardır çeşitli araştırmalarda benzer sonucu veriyor ama ilacın hangi dozlarda ve ne gibi durumlarda (kötü olaydan ne kadar sonra, ne kadar zaman için vb.) uygulanabileceği üzerinde henüz bir sonuca varılmış değil.

Bu sonuca varılsa bile, kötü anılara sahip olan herkes bu hapı yutsun ve mutlu mesut yaşasın mı istiyoruz gerçekten, ona karar vermemiz gerekiyor. Örneğin, görev aldığı bir savaşta masum çocukların ölümüne yol açtığını düşünüp bu durumdan dolayı mutsuz olan bir askere ilacı verip, aynı şeyleri bir daha yapmasını sağlamak mı amacımız?

Onu çok özlüyormuş :(((Ya da acı anıların, aynı mutlu deneyimler gibi beyin tarafından ilgili duygusal tepkilerle hatırlanması, bir kişi için gerçek bir sağlık sorunu haline gelmedikçe, o kişinin kişilik oluşumu açısından elzem değil midir? Bir insan hayal kırıklıklarından çıkardığı dersler olmadan aynı insan mı olacaktır, yoksa başka tür bir insan mı?

Bu sorulara cevap vermek oldukça zor ve sana bana düşmez. O yüzden, siz benim bu ilaç hakkında dediklerime bakmayın bence hiç. Size tavsiyem, eğer terk edildiyseniz ve eski sevgilinizi görmekse mutsuz eden sizi, onun yoluna mümkün olduğunca çıkmamanızdır :) Arkadaşlarınızla vakit geçirin, hobiler bulun, hatta en iyisi yeni bir sevgili edinmeye bakın kendinize.

Yok, daha ciddi bir durumunuz varsa, hemen bir doktora görünmekte fayda var.

Not: Yaklaşık bir sene önce, başka bir yerde yayınladığım bir yazı. Ama bu haber (yani acı hatıralara beta blokerlerin deva olabileceği haberi) halen ısıtılıp ısıtıp önümüze konulduğu için güncelliğinden birşey kaybetmiyor, ben de ne yapayım, bir daha yayınlıyorum bu yazıyı.

3 comments on “Kalbi kırık, boynu büküklerin derdine derman ilaç eczanemize gelmiştir!

  1. Acılar yaşanmalı.

    Ders alıp bambaşka bir insan olmak için değil. Ya da sınırsız bir acı çekme arzusuna boyun eğip işi sapık bir seviyeye çıkarmak değil. Sadist bir düşünce, ve eyleme dönüştürülmüş korkutucu bir düş de değil.

    Bu kaderle de alakalı değil. Çilekeşlikle ya da tasavvufla hele hiç alakası yok. Romantizmin yanından bile geçmez, acıların yaşanmasını savunma saplantısı. Herhangi bir ereği yok.

    Acılar yaşanmalı. Sadece yaşanmalı. İlaçız. Dermansız. İyileşmeden.

  2. Sanmıyorum. Zaman bu konuda çok basit hamleler yapmakta. Malum, insan sürekli yenileniyor. Hücreler… Beyin hücreleri hariç. Zaman, beyin hücrelerine saldırıyor. Anılarla oynuyor. Anıları unutturmuyor. Diğer hücrelere akıtıyor zehri. Anıyı sırtlanan her hücre, yaşlanmaya başlıyor. Yeniden doğamamak bulaşıcı.Zaman bunu bilmekte. Bu yüzden diğer hücrelere bulaştırıyor anıları.Hücreler de çoğalabilme ve/ya yenilenme yetisini kaybediyor böylelikle.

    Zamanın iyileştirmeye çalıştığı yok. Tanrı’nın en büyük silahı o. Hedefsiz. Gayet de serseri.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: