1 Yorum

Birgi’ye ne düşmüş ki acaba?

Çakırağa Konağı

Birgi - Çakırağa Konağı

Önce, biraz ilgisiz görünen bazı bilgi kırıntıları

Hepimiz Marco Polo‘yu biliriz ama İbn Batuta‘yı pek azımız ilk seferde hatırlar. Oysa hayatının otuz yıldan fazla bir süresini yollarda geçirmiş olan bu Faslı seyyah, zamanının şartlarında, yani 1300’lü yıllarda, Çin’in doğu kesimlerinden Hint yarımadasına ve o zamanlarda çok az bilinen Afrika kıyılarını da kapsayarak neredeyse Orta Avrupa’ya kadar uzanmış ve gezi notlarını Seyahatname‘sinde toplamış dünya çapında bir gezginmiş. Bu gezilerinin genişliği,  hemen hemen aynı devirlerde yaşadığı Marco Polo’nun da dahil olduğu tüm çağdaşlarını rahatlıkla geride bıraktığı gibi, onun günümüzde dahi gelmiş geçmiş en büyük gezginlerden biri kabul edilmesini sağlamış.

Bir de, şimdilerde İzmir‘in Ödemiş ilçesine bağlı küçük bir belde var, adı Birgi. Meraklıları dışında adı az bilinen bu küçük kasaba, tarihte önemli olaylara şahit olmuş, pek çok dönemde zengin ve önemli bir merkez görevi görmüş, bünyesinde çeşit çeşit uygarlıklar barındırmış. Günümüzde de pek çok değeri ölçülemez tarihi eser Birgi’de halen ayakta, en çok öne çıkanlarından bazıları ise muhteşem Çakırağa Konağı, İmam Birgivi Medresesi ve 1312’de yapılmış olan Ulucami olarak sayılabilir.

Kısacası, antik bir şehre ait kalıntıların da bulunduğu Birgi ve çevresi keşfedilmeyi (ama elbette korunarak) bekleyen bir hazine gibi.

Peki, ben bilimle falan pek ilgili görünmeyen bu şeyleri niye yazıyorum?  Nezih Başgelen‘in artık klasikleşmiş olan “Anadolu Gezi Notları” kitabında yer alan şu güzel hikayeyi anlatmak için bunlar hakkında az da olsa birşeyler söylemek şarttı da ondan:

…İbn Batuta 1333 yılında Birgi’ye geldiğinde, çevreye Aydınoğulları hakimdir. Ve o sırada Aydınoğlu Mehmet Bey, Birgi yakınında Bozdağ’daki yazlığında bulunmaktadır. İbn Batuta “Birgi’nin Sultanı” Mehmet Bey’i burada ziyaret etmiş ve onun yanında birkaç gün kalmıştır….

İbn Batuta’nın anlattıkları arasında bir olay oldukça ilgi çekicidir. Huzurundaki bir toplantıda Mehmet Bey kendisine, hiç gökten düşmüş bir taş görüp görmediğini sorar. İbn Batuta da görmediğini belirtince, Birgi yakınlarında böyle bir taşın düşmüş olduğunu söyleyerek adamlarına bu taşı getirmelerini emreder. Gidenler ellerinde sert ve kaygan bir kayayla geri dönerler. İbn Batuta’ya göre taş bir kantar çekmektedir. Daha sonra enteresan bir gösteri başlar. Mehmet Bey taşçıları çağırır. Gelen dört taşçı ustası, taşın parçalanması emredilince, ellerindeki balyozlarla taşı kırmaya çalışırlar. Fakat bütün çabalara rağmen kayaya bir şey olmaz. Eğer bu göktaşı hala Birgi’de bir yerlerde ise, bulunması, gerek bu işle uğraşan bilim dalı açısından, gerekse olayın doğrulanması açısından önemli olacaktır sanırız.

Nezih Başgelen bu hoş hikayeciğin sonunu ne güzel bağlamış, sizce de öyle değil mi?

One comment on “Birgi’ye ne düşmüş ki acaba?

  1. İlgi çekici bir hikaye. Keşke bu konuda araştırma yapılsa.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: