1 Yorum

Beynin çözülemeyen gerçek gizemleri – 3. Bölüm

Yazı dizimize kaldığımız yerden, beşinci ve altıncı başlıklar olan “Duygular” ve “Zeka” kavramını irdeleyen sorular ile devam ediyoruz.

5. Duygular nedir?

Genel olarak, beynimize genellikle bir bilgi işlem sistemi gibi bakma eğilimindeyizdir, oysa beyin hakkında duygulardan, bizi motive eden güdülerimizden, korkularımızdan ve umutlarımızdan söz etmeden yapılan tüm açıklamaların yetersiz kalacağını da hepimiz biliriz. Bu konudaki bir yaklaşım, duygularımızı aslında bellli başlı uyaranlara karşı verdiğimiz ölçülebilir tepkiler olarak düşünebileceğimizi öne sürer: Korkuyu takip eden ani nabız hızlanmaları ve terleme, bir kediyle karşı karşıya kalan farenin donakalması ya da öfkelendiğimizde ortaya çıkan ani kasılmalarız gibi. Öte yandan, hislerimiz ise bu süreçleri takip eden subjektif  “deneyimler” olarak tarif edilebilir; bir şeyden mutluluk duymak, kıskançlık, hüzün vb. Uzun süredir duygularımızın genel olarak beynin bilinçaltı mekanizmaların çalışması sonucu ortaya çıktığı da düşünülegelmiştir; örneğin duygular ile ilgili olduğu bilinen beyin bölgeleri, kısa süre gösterilip hemen arkasından gizlenen öfkeli yüzlere karşı tepki gösterirler ve insanlar bu suratları gördüklerinin farkında olmasalar dahi bu sonuç değişmez. Değişik kültürlerde de temel duyguların ifade ediliş biçimlerinin şaşırtıcı biçimde benzer olduğu bilinmektedir. Darwin’in de gözlemlediği gibi, bu tür ifade biçimleri memelilerde dahi hemen hemen aynıdır. Bu bakımdan, insanlar ile sürüngenlerin veya kuşların korku, öfke ve anne sevgisi gibi duygularını gösteriş şekillerindeki benzerlikler şaşırtıcıdır, ama gerçek bu şekildedir.

Bizi aniden mutlu edebilen şeyler, hayatın birer armağanı aslında.

Bizi aniden mutlu edebilen şeyler, hayatın birer armağanı aslında.

Son zamanlarda daha da sesini duyurmaya başlayan bazı görüşler ise, duyguların beynin belirli sonuçlara değerler atfeden ve bunun sonucunda basit bir aksiyon planı sağlayan “zihin halleri” olarak tanımlanabileceğini öne sürüyor. Bu bakış açısıyla, duygularımız basitçe doğru ve uygun bulduğumuz aksiyonlarda bulunmamızı sağlayan otomatik birer işlem olarak dahi görülebilir. Yani, bir ayının size hızla yaklaştığını gördüğünüzde, içinizde süratle artan korku duygusu doğru reaksiyonları vermenizi sağlar (en uygun koşu rotasını bulmak gibi) ve bu sayede dikkatinizi, örneğin manavdan alınacaklar listesini incelemek gibi ilgisiz aktivitelerden kurtarabilirsiniz. Konu algılarımız olduğunda ise, duygularımız, tepki göstermemizi gerektiren uyaranları daha hızlı farketmemizi sağlar, örneğin bir yapıştırıcı bant yerine bir örümceği daha hızlı farkeder ve hemen ne yapmamız gerektiğini düşünmeye başlarız. Bu yüzden, insan hafızasının yapısı içerisinde,  duygusal durumların, genel hafıza ile paralel işleyen farklı bir hafıza bölgesinde daha depolandığı ve bu bölgeye, daha doğrusu sisteme amigdala (İn: Amygdala) isminin  verilmesi de bu tepkiler ile ilgilidir .

Duygular üzerinde yapılan nörolojik çalışmaların amacının asıl olarak, “duygular ve hisler ile ilgili bozuklukları anlamak” dersek bu çok da yanlış olmaz, ki bu bozuklukların başında, aralarında en yaygın ve en masraflısı olan depresyon gelir. Ani tepki gösterme veya öfkelenme, şiddete eğilim duyma gibi durumların da duyguları düzenleyen sistemlerin hatalı çalışmasının bir sonucu olabileceği öne sürülmektedir, ama kesin bir yargıda bulunmamız şu an için mümkün değildir.

6. Zeka nedir?

Elbette ki zekanın pek çok türü var, ama yine de, nasıl tanımlanırsa tanımlansın, zeka günümüz bilimsel bilgisine göre biyolojik temellere bağlanan bir kavram. Peki nasıl oluyor da milyarlarca sinir hücresi hep birlikte koordineli bir şekilde çalışıp dışarıdan aldıkları bilgiyi kendilerine göre yeniden biçimlendirebiliyor, yeni durumlar hakkında tahminler yapıp simülasyonlar yürütebiliyor ve insanı bir sonuca götürmeyecek bilgileri silmeye karar verebiliyorlar? Örneğin, iki ayrı kavramın birbirine “uyduğunu” birdenbire farkedip bir sorunun çözümüne nasıl olup da bir anda ulaşıveriyoruz? Bir film seyrederken, yine aniden ne oluyor da beyniniz size katilin aslında hiç de kuşku çekmeyen rahmetlinin masum görünümlü karısı olduğunu fısıldayıveriyor? Acaba zeki insanlar bilgileri daha damıtılmış ve dikkatlice mi depolıyorlar da, bu sayede bubilgileri istedikleri zaman daha kolay hatırlayabiliyorlar?

Zeka kavramı, beyin hakkında en az anlayabildiğimiz şeylerin başında geliyor.

Zeka kavramı, beyin hakkında en az anlayabildiğimiz şeylerin başında geliyor.

Çocukluğumuzdan beri, bize ileride hep zeki robotlarla bir hayat paylaşacağımız söylenildi durdu. Ama bugüne baktığımızda, elimizde mutfak robotlarından daha fazla işleve sahip pek bir alet göremiyoruz (en azından çalışan bir alet yok henüz). Bu robotları yapabileceğimizi düşünürken, Yanlış giden ne oldu acaba? Çok basit olarak, bu sorulara cevap arayan ve yapay zekanın bugüne kadarki zayıf performansını açıklamaya çabalayan bilim adamlarının başlıca iki kampta toplandığını söyleyebiliriz: Onlara göre, ya beyinin temel işleyiş prensiplerini tam olarak anlayabilmiş değiliz ya da çok fazla sayıda nöronun birlikte çalıştığı deneyleri yeteri kadar yapamadık. Eğer ikinci ihtimal doğru ise, bu yine de iyi haberleri bekleyebileceğimiz anlamına gelebilir. Öyle ya, yeni gelişen teknolojilerle bilgi işleme kapasitesi her geçen sene daha ucuz ve daha hızlı hale geliyor, demek ki Asimov’un romanlarındaki ev işlerini çekip çeviren robotları üretmemize o kadar da çok zaman kalmış olmayabilir. Ama, bir çok nörolog yine de bu durumu oldukça uzak bir olasılık olarak görmeye devam ediyor. Zira, gelecek hakkında bir tahminde bulunacaksak geçmişten ders çıkarmamız gerekir ve on yıllarca süren çalışmalar sonucu yapay zeka konusunda elde edebildiklerimiz hiç de iç açıcı değil.

Son dönemde yapılan bazı deneyler ise, “zeka” ile bir insanın kısa dönemli hafıza kapasitesi arasındaki olası ilişkiyi inceliyor ve bu tür bir ilişkinin bilişsel problemleri çabuk çözebilme ya da olgular arasında ilişkiler ve bağlantıları daha kolay ve çabuk kurabilme yetenekleri üzerinde etkisi olup olamayacağı üzerinde duruyor. Ancak, bu deneyler de henüz kesin bir sonuca ulaşmış değil. Bunun yanında, daha bir çok olgu da araştırılmayı bekliyor; bunların içerisinde bellekte saklanmış olan verileri daha iyi yapılandırabilme, daha çok bilgiyi paralel (eş zamanlı) işleyebilme ya da gelecek hakkında daha gerçekçi tahminler yapabilme gibi yetenekler başta geliyor. Bu tür yetenekler hakkında ne yazık ki henüz yeterince araştırma yapılabilmiş değil.

Satranç, simülasyon yeteneğini en fazla gerektiren oyunların belki de birincisi.

Satranç, simülasyon yeteneğini en fazla gerektiren oyunların belki de birincisi.

Son söz olarak, zekanın beynin belirli bir bölgesi ya da belirli bir nöron toplululuğun çalışma sistemiyle tek başına açıklanamayacağını kabul etmek gerektiği en azından konuyla ilgili tüm bilim adamlarının mutabık olduğu bir fikir. Ancak yine de unutmamak gerekiyor ki, bu “zeka” dediğimiz şey her ne olursa olsun, Homo Sapiens’i, yani modern insanı özel kılan özelliğin ta kendisi. Dünya üzerinde yaşayan diğer türler (en azından bildiğimiz kadarıyla) sadece belirli tür problemleri çözebilme yeteneğine sahipler, ama biz zekamız sayesinde olay ve olguları soyutlayıp çok daha açık uçlu ve farklı alanlara yönebilen bir problem çözme yeteneğinden faydalanabiliyoruz. Bu yüzden de, belki de zeka ile ilgili olarak maymunlar ve fareler üzerinde yapılan deneyler, tamamen yanlış yollara sapmamıza sebep oluyor olabilir. Ama belki de öyle değildir. Dediğimiz gibi, bilgilerimiz son derece yetersiz ve olan bitenin çok çok küçük bir kısmını anlayabiliyoruz.

One comment on “Beynin çözülemeyen gerçek gizemleri – 3. Bölüm

  1. vakit buldukca yazılarını büyük bir zevkle okumaya devam ediyorum… yeni yazılarını beklemekteyim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: