2 Yorum

“Ne oldum değil, nereye gidiyorum” ya da Marc Hauser olayı ne anlama gelebilir?

ABD’de ve diğer gelişmiş ülkelerde son günlerde bilim dünyası bir skandalla çalkalanıyor, herkes bu konuyu konuşup bundan sonraki gelişmeleri heyecanla bekliyor, şu ana kadar öğrendiklerinden sonuçlar çıkarmaya uğraşıyor.

Konu genel hatlarıyla, Harvard Üniversitesi‘nde çalışan ünlü ve medyatik profesör Marc Hauser‘in bazı bilimsel çalışmalarında bilim etiğine aykırı davrandığı yönündeki iddialardan kaynaklanıyor. Aralarında The New York Times, Boston Globe, prestijli haber-yorum dergisi The Atlantic ve ünlü haber blogu The Huffington Post gibi başta gelen medya organları olmak üzere, basında son bir kaç günde çıkan haberleri saymak mümkün dahi değil. Üşenmedim, Google News‘dan, Bing, Yahoo ne varsa hepsinden araştırdım, Türkçe olarak yayınlanan herhangi bir mecra bu konuyu ele almış mı diye, hiçbiri tek bir tek satır yazmış değil henüz. Dolayısıyla, bu haberi Türkçe olarak ilk kez bu sitede okuduğunuzu varsaymak büyük olasılıkla yanlış değil.

Belki bizimkiler de ileride üşenmezler de yazarlar bilemiyorum, kaldı ki amacım “bakın dünyadan ne kadar kopuğuz” klişesini tekrarlayıp durmak da değil ama, bu kadarına da pes diyorum artık, pes. Acaba bizim medya (internet, TV, gazete hangisi olursa olsun) mensupları -karar vericileri yani- bu konuları da ilginç bulup okuyabilecek bazı insanların Türkiye’de yaşadıklarına gerçekten hiç inanmıyor olabilirler mi diye inanamadan kendime sorup duruyorum.

Bu tür haberleri yapan yayınların batmaya  mahkum olduklarını ciddi ciddi düşünüyorlar mı, gerçekten çok merak ediyorum. Bu kadar boş, işlenmemiş ve ilgi çekici “niche” bir alan dururken buna arkalarını dönmelerini anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Ya da ben tamamen bir hayal dünyasında yaşıyorum, ki duruma bakıldığında bu fikrin aslında kendime bile pek de mantıksız geldiğini söyleyemem.

***

Marc Hauser

Marc Hauser

Bugünlerde yaptığı araştırmaların bulgularını bilinçli olarak saptırmak ve kendi amacı doğrultusunda değiştirmek iddiaları ile suçlanan Marc Hauser, üzerine en çok ilgiyi 2006’da yayınladığı Moral Minds isimli kitabıyla çekmiş ve bilim dünyasındaki tanınırlığını kamuouyuna da taşıyarak, hatırı sayılır bir üne kavuşmuş bir bilim adamı. Daha sonra devamını da yazdığı bu kitap serisi ile diğer bazı çalışmalarında da, ahlak kavramının evrimsel gelişimi üzerinde ilginç tezler ortaya atmış ve bu tezlerle adından da son yıllarda çokça söz ettirmişti.

Uzun süredir Harvard Üniversitesi tarafından gizlice devam ettirildiği anlaşılan bir soruşturma sonucunda, Hauser’in primatlardaki ahlak anlayışını ve “ahlaki” davranışları yayınlarında bilerek farklı göstermekle suçlandığı belirtiliyor. İşin en başında, öğrencilerinin üç yıl kadar önce Harvard yetkililerine Hauser’in laboratuvarlarında olup bitenler hakkında bilgi verdikleri, bunun üzerine ta o zaman laboratuvara bir baskın düzenleyen yetkililerin karşılaştıkları manzaradan pek de hoşnut kalmadıkları ve soruşturmalarını o günden bugüne sürdürdükleri anlaşılıyor.

İş şu anda sadece soruşturma aşamasında da kalmamış ve üniversite tarafından bazı önlemlerin de alınmasına sebep olmuş. Şu ana kadar Hauser’in bilimsel dergilerde çıkan makalelerinden biri açıklanmayan sebeplerle geri çektirilmiş, iki tanesi ise düzeltilmesi için askıya alınmış durumda. Bu çalışmaların hayvanların kendi aralarındaki iletişimden tutun, ahlaki değerlerin doğasına kadar geniş bir alanı kapsadığı belirtiliyor. Açıklama yapılmaması, hiç şüphesiz neler olup bittiği konusunda duyulan merakı da gittikçe arttırmaya devam ediyor.

Yetkililer Hauser’in laboratuvarına ilk girdiklerinde orada ne gördüler merak ediyorsanız, aşağıdaki linke tıklayıp yazının devamını okuyabilirsiniz. Uğur Dündar gibi yerde gezinen fareler veya duvara tırmanmaya çalışan karafatmalardan söz etmediğimize de emin olun lütfen.

Marc Hauser rahat bir haldeyken

Son gelişmelerden önce yüzünde güller açan Marc Hauser

Marc Hauser, uzun bir süredir meslektaşı Steven Pinker ile birlikte, primatların (insanlar da dahil olmak üzere) ahlaki değerler gibi psikolojik özelliklere sahip olduklarını ve bu özelliklerin evrimin ilk safhalarına kadar dayandığını savunan akımın öncülüğünü yapmaktaydı. Başka bir deyişle, insanların doğuştan gelen bir doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğine sahip olduğuna ve bu yeteneğini evrimsel kuzenleri olan diğer primat ve maymunlarla da paylaştığına inanıyordu. Hauser, Tamarin maymunlarının etik ve bilişsel (zihinsel) özellikleri üzerine  uzun ve geniş kapsamlı çalışmalar yayınlamış, benzer araştırmaları insan bebekleri üzerinde de gerçekleştirip sonuçlarını topluma sunmuştu. Ancak, bildirildiğine göre, Hauser’in yaptığı aldatıcı çalışmalara daha fazla dayanamayan öğrencileri, onu üç yıl önce Harvard’ın akademik kurullarına şikayet ettiler. Öğrenciler, Hauser’in araştırma sonuçlarını bilerek hatalı sunduğunu iddia ettiler ve bu iddia Hauser’in bazı meslektaşlarınca da destek gördü. The New York Times’tan Nicholas Wade olan olayları şu şekilde aktarmış:

Bir çalışma sırasında, New York Devlet Üniversitesi’nden Gordon J. Gallup Jr., Dr. Hauser’den yaptığı bir deneyin video kayıtlarını istemiş. Bu deneyde, her tarafları pamukla iyice kaplanmış olan Tamarin maymunlarının kendilerini aynada tanıyabildikleri iddia ediliyormuş. Gallup Jr. video kayıtlarını izlediği zaman, böyle bir sonucu kanıtlayan hiçbir kanıt görememiş.

Üç yıldır hakkında devam eden bu araştırmalara rağmen, Hauser Harvard Üniversitesi’ndeki görevini, üniversiteden bir uyarı almadan sürdürmeye devam etmiş.

NYT muhabiri Wade, Hauser’in meslektaşlarından Max Planck Enstitüsü üyesi akademisyen Michael Tomasello ile yaptığı görüşme sonucunda gazetesine şu satırları da aktarmış:

Dr. Tomaselli “Üç yıl önce…” diyerek başladı sözlerine, “Marc Avusturalya’da iken, üniversite onun çalışma odasına bir baskın yaparak tüm bilgisayar kayıtlarına ve videolarına el koymuştu, çünkü bazı öğrenciler ‘artık yeter’ diyorlardı. Onlara göre, Hauser’in tutumu süreklilik arz eden bir durumdu ve ellerinde somut kanıtlar olduğunu söylüyorlardı.”

Harvard Üniversitesi, psikoloji departmanına gönderdiği bir mektup ile, Hauser hakkındaki soruşturma devam ederken onun hakkında bir işlem yapılmamasını istemiş. Dr. Tomasello “Zaten üç yıldır yavaş çekim bir düşüş ve gerileme içindeydi, ancak bu olanlar onun hızını hiç kesmedi” diye devam etmiş. Daha sonra, geçtiğimiz Ocak ayında fakülte komisyonunun sekiz ayrı araştırılması gereken çalışma olduğunu açıklayan raporu ile gelişmeler başka bir eksene girmiş.

Edinilen bilgilere göre, işte sözü edilen bu “sekiz araştırılması gereken yayının” üzerindeki çalışmalar geçtiğimiz hafta içerisinde sona ermiş  durumda. Hemen ardından, Harvard Üniversitesi, son derece prestijli bilimsel bir psikoloji dergisi olan Cognition‘dan Hauser’in makalelerinden birini geri çekmesini istemiş. Bu durumun bilim dünyasındaki anlamı ise, üniversitenin söz konusu yayının, desteklenemeyen veya ispatlanamayan sonuçları içerdiğini kabul etmesi demek.

New York Times’ın muhabirinin makalesinden son bir bölümü daha aktarmakta fayda görüyorum:

Cognition, Hauser ve bir grup bilim adamının yaptığı, Tamarin maymunlarının belirli kuralları insan yavruları kadar öğrenebildikleri sonucuna ulaşan bir araştırmayı 2002 yılında yayınlamıştı. Şimdi, derginin son sayısında, Harvard tarafından yürütülen bir iç soruşturma ile bu sonuçların güvenilir verilere dayanmadığının ortaya çıktığı, dolayısıyla makaleyi geri çektiklerini ve Marc Hauser’in bu hatanın sorumluluğunu kabul ettiği belirtiliyor.

Yine problemli bir başka makale ise Science dergisinde 2007 yılında basılmış. Makale, Tamarin maymunlarının, şempanzelerin ve Rhesus maymunlarının, insanların niyetlerini önceden anlayıp anlayamadıkları sorusuna cevap arıyormuş. Geçen ay dergi, makalenin yazarlarından Justin Wood’dan bir mektup aldığını ve mektupta çalışmanın Rhesus maymunları ile ilgili olan deneylerinde, makalede yazılan sonucu destekleyen bulgulara ulaşılmadığı, ancak o zaman Marc Hauser’in devreye girerek kendisinin bu deneyleri tekrarladığı ve istenilen buulguları elde ettiğini iddia ettiği belirtiliyormuş.

Marc Hauser’ın şu anda üniversitedeki görevinden bir süre izin almış olduğu ve Evilicous adını verdiği yeni kitabını yazmakta olduğu belirtiliyor.

2 comments on ““Ne oldum değil, nereye gidiyorum” ya da Marc Hauser olayı ne anlama gelebilir?

  1. Kaç gündür bu adam bu işi nasıl yaptı diye dertlenip duruyorum, sanki adamı tanırmışım gibi. Ama yazdıklarını okudum, videolarını izledim ve ilgiyle takip ediyordum. Bu yaşında bu kadar başarılı olmuş birisi niye böyle bir şey yapar, niye tüm akademik ününü tehlikeye atar. Daha önce yazdıklarına şüpheyle bakılacak. Yazmakta olduğu yeni kitabı belki ciddiye alınmayacak, ki çok ilginç bir konuda yazıyormuş. Derdi neydi bu adamın, hırs ve narsizm insanı bu hallere mi düşürüyor, en akıllı olanlarını bile? Umalım ki bu olay ahlakın evrimsel temeli üzerine yapılan çalışmaları etkilemez. Bir dizi insan çamur atmak için bu konudaki çalışmalara zaten bekleşiyordu.

  2. Çoğu mesele Türkiye’de çok geç haber oluyor. Gündeme geldiği zamanda çok az kişi bunun eski haber olduğunu öğreniyor. Döngü böyle sürüp gidiyor. Birkaç örnek Atlantic’te 2 yıl önce kapak olan “Google bizi aptallaştırıyor mu?” Bir tanesi de bu yaz yine Atlantic’te “Kadınların hakim olduğu bir Dünya” konusu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: