10 Yorum

Bitkiler neler düşünür?

Kaynana Dili

Kaynana dili çiçeği

Bitkilerin maruz kaldıkları değişik ışıkların özelliklerini analiz ederek içinde bulundukları değişik çevreleri değerlendirebildikleri ve daha önce karşılaştıkları ışıkları hatırlama yeteneğine sahip oldukları iddia edildi.

Çeşitli bitkilerin yapraklarında gerçekleşen kimyasal reaksiyonları inceleyen bilim adamları, en sonunda bitkilerin de kendilerine göre bir tür “zeka” sahibi olduklarını kabul etmek zorunda kaldılar.

Benim bu durumdan, daha bir kaç gün önce BBC News’in sitesinde yayınlanan gerçekten çok iyi yazılmış bir makale yoluyla haberim oldu. Bu haberden yaptığım alıntı metni İngilizce’den Türkçe’ye elimden geldiğince çevirerek aşağıda bilginize sunuyorum:

…Profesör [Stanislaw] Kampinski sözlerine devam etti, “Daha da ilginç olan ve bize garip gelen şey ise, bitkilerin üzerlerine tutulan ışığın rengine bağlı olarak değişen farklı tepkilerini görmek oldu. Kırmızı, beyaz ve mavi ışık türlerine  karşı karakteristik tepkileri vardı.”

Profesör Kampinski, bitkilerin maruz kaldıkları ışığın özelliklerine dair bilgileri (daha doğrusu verileri), kendilerini koruma amaçlı olarak kullanabiliyor olmalarından kuşkulanıyordu. Bu yüzden, o ve ekibi bu durumun üzerine daha fazla eğilmeye ve değişik renklerdeki ışıkların, bitkilerin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini araştırmaya karar verdiler.

“Bitkinin üzerine bir saat süreyle ışık tuttuktan tam 24 saat sonra, o bitkiye bir virüs ya da bakteri enjekte ederek onu hastalandırmaya çalıştık. ” diye devam ediyor Kampinski, “ama bitkinin hastalığa karşı çok güçlü bir direniş gösterdiğini gözlemledik. Fakat, aynı mikrobu bitkiye ışık vermeden önce enjekte ettiğimizde, hastalığa hiç direnemedi.”

“Yani, bitkinin o ışığı hatırlamasını sağlayan bir belleği vardı ve bu bellek bitkinin patojenlere karşı gerekli bağışıklığı geliştirmesini sağlıyordu. Böylece, bitki değişen ışık koşullarına sağlıklı ve hızlı bir şekilde uyum gösterebiliyordu.”

Çok akıllı bitkiler

Ne düşünüyor, beni mi?

Kampinski, bitkilerin ışığın içerisinde kodlanmış olan enformasyonu kendi savunma sistemlerini geliştirmek için kullandıkları sonucuna vardıklarını da sözlerine ekledi.

Profesör Kampinski, bulgularından bahsetmeye şu şekilde devam etti: “Her farklı günün ya da mevsimin… kendine özgü bir ışık karakteristiği var. Bu yüzden, bitkiler biyolojik bir ışık hesaplaması diye adlandırabileceğimiz bir proses gerçekleştiriyor ve o dönemde etkili olabilecek hastalıklara karşı, aldıkları ışıkta  şifrelenmiş olan enformasyonu kullanarak kendilerini korumaya alıyorlar.”

Başka bir bilim adamı, Leeds Üniversitesi’nden bitki uzmanı Profesör Chrsitine Foyer ise bu araştırma sonuçlarının “tüm düşünme şeklimizin bir adım ileriye taşınması” anlamına geldiğini söylüyor.

Nöroloji ve çiçekler

Düşünen çiçek

Profesör Foyer, BBC News’e yaptığı açıklamada “Bitkiler, uzun süren açlık veya soğuk gibi çeşitli zor koşullara direnmek, bu dönemlerde hayatlarını devam ettirmek ve büyümelerine devam etmek zorundalar” dedi,  “Bu, içinde yaşadıkları çevre ve dünyaya ilişkin bir kavrayışı ve dış etkenler ile uygun olan tepkiler vermeyi gerektirir.”

***

Dikkatinizi hiç çekti mi bilmiyorum, yukarıda ne araştırmanın kendisine ne de bunu haber yapan BBC News’ın sitesine bir link verdim. Bu durumun farkına vardınız mı ya da size ilginç geldi mi? Bu biraz acayip bilimsel haberi, bir de orijinal yayınlandığı şekliyle görmek istediniz mi hiç yukarıdakileri okurken?

Ya böyle bir makale BBC’de hiç yayınlanmadıysa? Ya bunların hepsi  benim uydurduğum saçma bir hikayeden ibaretse? Ya yine bir kısa bilimkurgu öyküsü yazmaya çalışıp, başında bunu belirtmediysem?

Ama o kadar da acayip bir haber değil ki canım, bunun gibi bir sürü uçuk kaçık “bilimsel” haberi benimki gibi blog sitelerinde ya da bazı popüler bilim dergilerinde sık sık görüyoruz ne de olsa, öyle değil mi?

Acaba bu haber gerçek mi, yoksa bir asparagas mı? Yoksa benim masa başında haber gibi yazdığım saçma bir hikayeden mi ibaret hepsi?Bu tür sorular kafanıza takıldıysa, tüm bu soruların cevaplarını nerede  bulmalı?

Örneğin şu link işe yarayabilir belki.

Baktınız mı?

Görüyor musun sen şu benim muzipliğimi, haber gerçekten de doğruymuş, üstelik ben de azıcık süsleyerek aynen BBC’den çevirmemiş miyim hepsini?

Ya da…

Ya da öyle yapmamış mıyım?

10 comments on “Bitkiler neler düşünür?

  1. Yazının sonu, spam maillere gökten inmiş muamelesi yapan kitleye gelmiş sanırım. Öyle birine okutup uzaktan izlemek lazım. :-D

  2. Bu ilginç ve güzel yazı Bülent Ortaçgil’in aşağıdaki güzel dizelerini hatırlattı bana.

    Kimi petunya,
    Kimi sardunya,
    Çiğdemsin bazen manolya,
    Karanfilsin, karamsarsın bazen.
    Ve fulya,
    Ve dalya,
    Güldürürsün, gülsün, sümbülsün
    Sarmaşıksın, karmaşıksın bazen
    Bütün bu çiçekler biraz daha su ister
    Su yoksa sevginiz yaşatsın onları
    Biraz da sen konuş
    Duymayan hiç kalmasın
    Güzel bahçemiz hiç solmasın
    Nilüfersin, yağmuru seversin,
    Yediverensin, kardelensin, fesleğensin, filbaharsın, bilinmez.
    Begonvildir, üzerliktir,
    Ortancadır, güzelliktir,
    Mine de olsa,
    Orkide de olsa fark etmez.
    Bütün bu çiçekler biraz daha su ister
    Su yoksa sevginiz yaşatsın onları
    Biraz da sen konuş
    Duymayan hiç kalmasın
    Güzel bahçemiz hiç solmasın
    Ya şebboysa?
    Ya nergisse?
    Hüzünlenmişse,
    Ya yaseminse,
    Şakayıksa,
    Ya çok şaka yaparsa bizlere?
    Bütün bu çiçekler biraz daha su ister
    Su yoksa sevginiz yaşatsın onları
    Biraz da sen konuş
    Duymayan hiç kalmasın
    Güzel bahçemiz hiç solmasın

    Bülent Ortaçgil

  3. Gerçekten de çok güzel şarkı sözleri bunlar. Şiir bile kabul edilebilir bence, bestesi olmadan.

    Ki, şiir de, edebiyat da felsefe ve bilim gibi aslında hayatın özünü bir kenarından yakalamaya çalışan alanlar değil mi?

    Evet, öyle. (Daha fazla duygusallığa yer veremezdim)

    Sayın Evyapan Bey, yorumunuzla ilgili iki tane de benim yorumum olacak. gerçi yorumun üstüne yorum yapılmaz ama bu seferlik maruz görün lütfen:

    İlki, (bilmiyorum size de bilerek mi bahsettiniz ama) yorumlarunızın bu Çarşamba günü Bülent Ortaçgil’in “müzikteki 40. yılı” özel konseri öncesine denk gelmiş olması. Sadece kendisinin söylemeyeceği, bir çok ünlü ismin şarkılarını onunla beraber seslendireceği bu konser, bence bu yazın en kaçırılmaz müzik olaylarından biri. İstanbul’daysanız ve müsaitseniz, Açık Hava’daki bu konsere gitmenizi şiddetle size tavsiye ederim. Benim şahsen tek korkum, diğer şarkıcılardan B. Ortaçgil’e yeterince zaman kalmaması, onu da orada göreceğiz.

    İkinci yorumum ise, benim de çok sevdiğim yukarıdaki şarkının sözleri ile ilgili. Bu arada, unutmadan söyleyeyim, örneğin bu şarkıyı Mirkelam seslendirecek, elbette ki B. Ortaçgil’in o kendine has sakin havasında değil, kendi tarzında. Her neyse, şarkıda iki kez geçen ve şarkının temel dizelerinden biri olan “Su yoksa sevgimiz yaşatsın onları” dizesini yukarıda “Su yoksa sevginiz yaşatsın onları” şeklinde yazmışsınız…

    Dikkatsizlik insan halidir, olur, okurların da aklında yanlış kalmasın istedim, ondan…

  4. […] Kaynak:http://neselibeyin.com/2010/07/17/bitkiler-neler-dusunur Telif bildirimi:Tüm hakkı kaynak adrese aittir.İzinsiz kopyalanamaz. […]

  5. Sayın Can Ender Gökçe,
    Yaptığınız yoruma istinaden yorum yapmak gereğini hissettim zira şarkının sözlerinin Yakup Bey’in yazdığı gibi “Su yoksa sevginiz yaşatsın onları” olması gerektiğin dolayısıyla sizin yanılabileceğinizi bildirmek isterim.Ama konserde zaten yanıldığınızı göreceksinizdir :) Tabi yorumlanırsa..

  6. Sevgili Mine,

    Ben kişilik olarak iddiadan, karşılıklı çekişme, bu tür şeyler bir insan olamadım hiç, tanıyanlar bilir. O yüzden polemiğe girmeyi pek beceremiyorum, sevmiyorum da.

    Ama öte yandan da cehaletin irşat edilmesi zorunluluğu var, ki biliyorsun diğer tüm endişelerin önünde gelen bir zorunluluktur.

    Bu yüzden, sabah evden çıkmadan Bülent abiyi aradım. “Abi kusura bakma, sabah sabah uyandırıp rahatsız ediyorum, ama arkadaşlarla bir konu aklımıza takıldı da onu soracaktım.” dedim.

    Sağolsun çok anlayışlıdır, kendine has üslubu ve çatallı sesiyle (yeni kalkmış olduğundan herhalde), “Bırak Allah aşkına Can, bu sıcakta ne uykusu” dedi önce, “Nedir konu?”

    Biraz çekinerek; abi, çiçek şarkısında “Su yoksa sevgimiz yaşatsın onları” mı yoksa “Su yoksa sevginiz yaşatsın onları” mı?

    diye sordum.

    “Can” dedi “Bunu sen değil başkası sorsa bak yemin ediyorum, hayatımda yapmadığım şeyi yapar, tekme tokat girişirdim sorana”. Şaka yapıyor tabii. “Sevgimiz olacak tabii ki” diye devam etti, “Yoksa şarkının içinde o sözün ne anlamı olacak kı? Ne dinlediğini de bilmiyor bunlar.” dedi.

    Ben biraz sakinleştirme ihtiyacı hissettim, alçak bir ses tonuyla “Abi, öyle deme, şarkıların yoruma açık, arkadaşlar öyle düşünmüş olabilir, üstelik bazı internet siteleri de öyle yazıyor” diye bir kere daha teyit ettirmek istedim.

    Sabah hırçınlığından olacak, burada söyleyemeyeceğim bir şeyler söyledi. Yanlış anlamayın, size değil, o internet sitelerine…

    Dediğim gibi sabah hırçınlığına verdim, ve teşekkür ederek telefonu kapattım.

    Ama Mine zaten senin sorunun cevabı da şarkı da verilmiş zaten:

    Begonvildir, üzerliktir, ortancadır, güzelliktir /
    Mine de olsa orkide de olsa farketmez.

    Yani, ha sevgimiz ha sevginiz demek istiyor şair..

  7. Sevgili Can,
    Cehaletin irşat edilmesi zorunluluğu hikeye tadında güzel bir yazıya sebep olmuş..hoşuma gitti :) adımın da nakşettiği bu güzel dizelerde, eserlerin nasıl yazıldığından çok, ruhunun ve hissettirdiklerinin daha önemli olduğunu düşünmüşümdür.Yoksa ha sevgimiz ha sevginiz..

  8. Çok düşündüm, çok tereddüt ettim aşağıdaki Bülent Ortaçgil dizelerini yazarken:

    “Adımı düşürmüşüm yere… Çok dipsiz kuyuya…”

    Yoksa “adını” mı olacaktı doğrusu?

  9. […] 27, 2010 Geliştirici: nalincikeseri neşelibeyin blogundan eğlenceli bir […]

  10. Çok enteresan şeyler. Teşekkürler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: