6 Yorum

Okulda yaratıcılığa yer var mı?

Türkiye'mizden bir sınıf görüntüsüİlgiyle takip ettiğim The Frontal Cortex blogunda, genel olarak okul öğretmenlerinin “yaratıcılıkla ilgili” olarak tanımladıkları kişilik özelliklerini, aynı zamanda çocukların sınıfta en az sevilen olarak görülmelerine sebep olan özellikler olarak gördükleri hakkında bir yazı okudum. Bence de son derece haklı bir tespit içeren bu yazıdan, “yaratıcı” bir çeviriyle ilgili bir bölümü alıntılıyorum (Kare parantezler içindeki yorumlar, benim eklemelerim):

Eric Barker, geçtiğimiz günlerde bana ilginç bir çalışma göndermiş [Bu arada çalışmanın adı da şöyleYaratıcılık: Sınıf içinde bir değer mi yoksa bir yük mü?]. Çalışma, ilkokul öğretmenlerinin öğrencilerinde yaratıcılığı nasıl algıladıkları ile ilgili. Bu araştırmanın sonucunu özetlemek gerekirse, öğretmenler, sınıflarında yaratıcı öğrenciler istediklerini ifade etmelerine rağmen, aslında bunu istedikleri falan yok.

Çalışmada, öğretmenlerden öğrencilerini bir dizi kişilik özelliklerine göre değerlendirmeleri istenmiş ve değerlendirmeye tabi tutulması istenilen bu kişilik özellikleri oldukça geniş kapsamlı tutulmuş: “Bireyselci” olma özelliğinden tutun, “risk alabilme” eğilimine ve “otoriteyi kabul etme” istekliliği ya da isteksizliğine kadar, öğrencilerin belirli bir notlandırma metoduyla öğretmenleri tarafından derecelendirilmesi sağlanmış. Araştırmanın sonunda, yaratıcı düşünme ile en yakın bağlantılı olduğu kabul edilen kişilik özelliklerinin, öğretmenler tarafından aynı zamanda, bir öğrencinin “en az sevilen” öğrenci olmasında etkili olan özellikler olarak görüldüğü ve benimsediği ortaya çıkarılmış. Yani, bir öğrencinin popüler olarak algılanması için gerekli olduğu düşünülen özelliklerin genel olarak yaratıcılıkla negatif korelasyon gösteren tutum ve davranışlardan oluştuğu, “yaratıcılıkla” özdeşleştirilen davranış biçimlerinin ise bir öğrenciyi öğretmenin gözünde sınıf içerisindeki en az popüler kılacak davranış biçimleri olduğu ortaya çıkarılmış.

Elbettte ki, aslında bunun kimse için pek de şaşırtıcı bir bulgu olmaması gerekir, herkes kendi okul hayatındaki tecrübelerinden bunu az çok anlamıştır zaten. Herhangi bir sınıf öğretmenin sınıfında küçük bir Picasso istemeyeceğini tahmin etmek zor değil. Ya da liseye giden bir Eminem gerçekten de pek popüler bir çocuk olmazdı. Sonuç olarak, konunun özü şu ki, okullardaki eğitim sistemi öğrencilerin akıllarına gelen fikirleri o anda ifade etmelerini teşvik etmek üzere tasarlanmış bir sistem değil. Bunun yerine, bu sistem temel olarak öğrencilerin grup dinamiklerine uymalarını ve konuya odaklanmış konsantrasyonları güçlendirmeyi hedefliyor [Türkiye’deki okullarda bu sistemin çok daha baskın karakterli olduğunu söylemeye gerek yok sanırım]. Bunlar, öğrencilerin ileriki yaşamları için önemli hayat becerileri olabilir, ama yıllardır tekrarlanan ve hep aynı sonuçları veren bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki bu tür davranışların yaratıcılıkla en küçük bir ilgileri dahi yok.

Bu çalışma, bir kurumun üyelerine katı grup kurallarını empoze ettiği, ancak bu davranış kurallarının bireyselliği ve kendini ifade etmeyi kısıtladığı durumlara tipik bir örnek oluşturuyor aslında.

Journal of Personality and Social Psychology isimli bilimsel dergide geçen sene yayınlanan şu makale de (ki ben çok sevmiştim bu makaleyi), makul ahlaki standartlarını öne sürerek verilen bazı görevleri yapmayı reddeden grup üyelerinin normal koşullarda ait oldukları grup tarafından nasıl dışlandıklarını açık ve net bir şekilde ortaya koyuyordu. Öyle ki, bu sonucun, grubun diğer üyeleri söz konusu ahlaki standartların doğruluğunu kabul etse bile değişmediği de ortaya çıkarılmıştı.

Kıssadan hisse,asileri” ya da “çıkıntıları” sadece bize dokunmadıkları ya da canımızı sıkmadıkları zaman seviyoruz. Onun dışında, insanoğlu olarak onlardan pek hazzettiğimiz söylenemez.

6 comments on “Okulda yaratıcılığa yer var mı?

  1. Güzel bir yazı. Güzel tespitler.

  2. Selamlar,

    Yazi cok guzel olmus, muhtelif yerlerde paylastim :) Ben baska bir sey soracagim. Bu Journal of Personality and Social Psychology isimli dergiye nasil erisiyorsun, universite kutuphanesinden mi? Bizim kutuphane de bu tip dergilere erisimler yok da, nasil edebilirim diye ariyordum…

  3. Merhaba Deniz,

    Sesini tekrar duymak ne güzel. Umarım herşey yolundadır.

    Sorduğun soruyla ilgili olarak, sana kolaylık olması için doğrudan makalenin pdf linkini vereyim:

    Monin.pdf erişimi için tıklayın

    Benim bu dergiye doğrudan erişimim yok, aynı senin olduğun gibi sadece yayınlanan makalelerin özetlerine ulaşabiliyorum ben de. Ama, makalelerin tam ve eksiksiz versiyonlarına biraz internette araştırma yapınca ilgili araştırmacıların ya da üniversitelerin web sitelerinde ulaşabiliyorsun. Ben de, genelde detaylı olarak okumak istediğim bir makale olunca böyle yapıyorum.

    Selamlar,

    Can

  4. Değerli dostum Can Ender Gökçe

    Öncelikle yazından dolayı seni kutluyorum. Gerçekten insanları aydınlatan yazılara imza atıyorsun. Sorduğun soruna bir yanıtta ben vermek istedim. Malesef okullarda gençlerimizin düşünmesine ve gelişmesine izin verilmiyor. Gerek dünya gerçekleri gerekse eğitim sisteminin kötü olması gençlerimizi kötü yönde etkiliyor.

    Düşünmesi gereken ve labaratuvar da çalışması gereken gençler ideolojik amaçlar doğrultusunda elinde taş,sopa geziyor. Düşünen gençlik yerine tüketen gençlik olmayı tercih ediyorlar…

  5. Link icin cok tesekkurler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: