Yorum bırakın

Hitler’in kayıp psikiyatrik dosyası

top secretBu linkte yer alan kısa ama son derece ilgi çekici yazı, European Archives of Psychiatry and Clinical Neuroscience dergisinde 2007 yılında yayınlanmış. Anlaşılan o ki, ilk kez bu konudan bahseden yazı bu değil, çeşitli kaynaklar da zaman zaman değinmişler. Fakat, gel gör ki benim dikkatimden kaçmış. Adolf Hitler’in 1. Dünya Savaşı’nda yaralandıktan sonra hastaneye kaldırıldığını, uzunca bir süre tedavi gördüğünü, cephe gerisine çekildiğini biliyordum ama işin psikiyatrik yönü olduğundan pek haberim yoktu. İşte insan bilgi denizinin kıyısında gezindikçe, sahilin ne kadar uzun olduğunun farkına o denli varabiliyor.

Dergide yayınlanan makaleye göre, Hitler o zaman hastaneye kaldırıldığında, kendisine “histerik” ya da “organik sebepli olmayan” körlük  teşhisi konulmuş. Eğer hastaneye o haliyle bugün getirilseydi, teşhisin adı herhalde “bölünmüş kişilik bozukluğu” ya da “konversiyon bozukluğu” olacaktı, zira görünüşte fiziksel bir sorundan muzdarip olduğunu iddia eden (görmediğini söyleyen) Hitler’in hastalığının tespit edilebilen organik bir sebebi yoktu. Teşhisin adını koyma işini  konunun uzmanlarına bırakarak, hikayemize devam ediyoruz.

Bir anlayışa göre, beyin bir travma yaşadığı zaman kendisini acı ve yoğun stresin baskısından koruyabilmek için, bu travmayı fiziksel semptomlar içeren bir hastalığa dönüştürebilir. Her ne kadar bu teorinin çok fazla kanıtı olmasa bile, bazı örneklerde en akla yatkın açıklama olarak ortaya çıktığı da görülmektedir.

Ancak, öyle görünüyor ki Adolf Hitler’in hastanede kaldığı bu süreye ilişkin sağlık dosyası bir süre sonra ortadan kaybolmuş ve konuyla ilgili bilgi sahibi olan herkes SS tarafından ortadan kaldırılmış:

Üzerinden 60 yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen, Nazi rejiminin tartışmasız lideri ve II. Dünya Savaşı’nı en fazla etkileyen kişilerden biri olan Hitler’in hakkında bu tür bilgilerin ortaya yeni yeni çıkıyor olması gerçekten ilginç. Bilindiği üzere, Hitler anti-semitik düşünceleri hayatının büyük bölümü boyunca taşımıştı. Ancak nefreti sadece Yahudilerle sınırlı kalmıyor, zihinsel özürlü hastalara da büyük bir nefret besliyor ve ortadan kaldırılmaları gerektiğini savunuyordu. Nazi dönemi boyunca 200,000 civarında zihinsel özürlünün öldürüldüğü düşünülmektedir. Üstelik, bu iddianın gerçek olduğu, henüz geçtiğimiz günlerde Papa XVI. Benedikt tarafından azizliğin ilk adımı olarak kutsanan zamanın Münster Kardinali Galen tarafından, daha savaş sürerken itiraf edilmişti. Hitler’in hayatının son yıllarında yakalandığı Parkinson hastalığı bugüne kadar oldukça yoğun ilgi görmesine ve incelenmesine rağmen, daha önce geçirdiği bu histerik körlüğü hemen hemen hiç bilinmemektedir.

14 Ekim 1918 günü Belçika’daki Ypern yakınlarındaki bir çatışmada, henüz bir er olan Hitler, yoğun bir hardal gazı saldırısından zorlukla kurtulmuştu. Bu saldırının sonucunda gözlerinin kızarmasına neden olan hafif bir göz alerjisi geçirdiği bazı raporlarda yer almaktadır. Bu sırada, herhangi bir fiziksel sebep olmaksızın gözleri de görmemeye başladı. Bundan sonra kendisine uygulanan tedavi hakkında elimizde herhangi bir bilgi yoktur, ancak Hitler daha sonra Baltık Denizi yakınlarında bulunan Pasewalk’taki askeri hastaneye nakledilmiştir. Bu hastanenin psikiyatri bölümü başkanı Prof. Forster, burada Hitler’e hipnoz tedavisi uygulamış, Hitler 19 Kasım 1918’de tahliye edilmiş ve hayatının bu döneminden bir daha hiç bahsetmemiştir.

Hitler’in geçirdiği bu tedavi, o dönemde hastanede çalışan Dr. Karl Kroner tarafından ABD’nin o zamanki istihbahrat birimi olan OSS’ye yapılan şahitlik ifadeleri ile desteklenmektedir. Hitler’in dosyası daha sonra ortadan yok olmuş ve bu tedavi ile ilişkisi olan ya da bu dosya hakkında bilgisi bulunan herkes “Gestapo” tarafından öldürülmüştür. Öldürülen kişilerin arasında büyük ihtimalle tedaviyi uygulan Prof. Forster da bulunmaktadır, zira Prof. Forster’ın 9 Kasım 1933’teki intiharının büyük ihtimalle devlet baskısı ile zorlanması sonucu gerçekleştiği düşünülmektedir. Ancak, Prof. Forster intihara zorlanmadan önce, Paris’teki Alman Büyükelçiliği’nde çalışan erkek kardeşi aracılığıyla, orada sürgünde bulunan bazı yazarlara bu raporlarını ulaştırmayı başarmıştır.

Kendisi de bir doktor olan Almanyalı Yahudi yazar Ernst Weiss, “Der Augenzeuge” (Şahit) romanında bu orijinal dökümanlardan yararlanmıştır. Weiss da aynı kaderi paylaşmaktan kurtulamamış, Paris’in Almanya tarafından işgal edildiği 6 Mayıs 1940 tarihinde intihar etmiştir.

Her ne kadar günümüzde bu belgelerin orijinalleri yok edilmiş olsa bile, bu durum Hitler’in psikiyatrik bozukluk içeren bir medikal kayda sahip olduğunu göstermektedir. Bu bozukluk, Hitler’in oldukça vahşi davranışlarının tümünü açıklamasa dahi, onun nevrotik davranışları üzerine biraz da olsa ışık tutabilecektir.

Wikipedia’daki Adolf Hitler sayfasına göz atıldığında, bazıları zihinsel olan daha pek çok tıbbi bozukluğa sahip olduğu yönündeki iddialara rastlanabilir. Elbette, bunların büyük çoğunluğunun savaş zamanında dezenformasyon amacıyla çıkarılmış uydurma haberler ya da komplo teorilerinden olluştuğunu tahmin etmek zor olmasa gerek.

Bazıları ise, tamamen farklı ve hiç umulmadık sebeplerle ortaya çıkan söylentilere dayanır: Bunlardan en komiklerinden biri ise bence Hitler’in tek bir testisi olduğu iddiasıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: