1 Yorum

Ludwig Wittgenstein ne demiş, ne yapmış (ne yemiş, ne içmiş)?

Biraz egzantrik sayılabilecek davranışlara sahip felsefecilerin hayat hikayelerinden küçük parçalara ve anektodlara yer verdiğim diziye, gelen yoğun (!) istek üzerine hemen devam etmek zorunda kaldım. Yoksa ziyaretçi çokluğundan site çökecek, neredeyse wordpress zarar görecekti :) Elbette magazinsel yanı insanlara cazip geldiği için bu tür yazıların çok okunması oldukça normal.

Daha önceki yazılarda bildiğiniz gibi Immanuel Kant ve Arthur Schopenhauer‘den bahsetmiştim. Şimdi ise, tarihi şahsiyetlerden biraz sıyrılıp günümüze daha yakın zamanlarda yaşamış bir garip adama göz atacağız: Ludwig Wittgenstein‘a.

Ludwig Wittgenstein (1889 – 1951)

Ludwig Wittgenstein vesikalık

Wittgenstein - vesikalık

Daha önce de belirttiğim gibi, bu yazılarda kişilerin yaşam öykülerine yer vermiyorum. Doğum ve ölüm tarihlerinin belirtilmesi, sadece onların içinde yaşadıkları dönemin toplumsal koşullarını okuyucunun kafasında daha iyi canlandırmasını kolaylaştırmak için.

Wittgenstein’in hayatı hakkında Türkçe’de yayınlanmış Ray Monk’un yazdığı “Wittgenstein – Bir Dahinin Görevi” isimli enfes bir  biyografi kitabının yanısıra, “Wittgenstein’ı Sevmek İçin Elli Neden” adında Ronald Jaccard isimli bir yazarın oldukça subjektif bir dille yazdığı bir makale de mevcut. Bu makale, şimdi hatırlayamadığım bir tarihte Wittgenstein temalı Cogito dergisinde yayınlanmıştı.

Kişilik özellikleri ve ilginç davranışları

Wittgenstein, Cambridge’de felsefe doktorasını tamamlamadan oradan ayrıldı ve Norveç’in uzak bir köyünde iki yıl boyunca tek başına yaşadı. Bu sırada yazımını tamamladığı “Tractatus”’un felsefenin bütün sorunlarını çözdüğünü düşündüğünden, feslefeye olan bütün ilgisini kaybetti.

  • Bundan sonra, I. Dünya Savaşı’nda beş yıl askerlik yaptı ve esir düştü, aydın arkadaşlarının yardımıyla esaretten  kurtulabildi. Ardından Avusturya’nın bir dağ köyünde yedi sene ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra, bir manastırda bahçıvan olarak çalıştı. Cambridge’e ancak 16 yıl sonra öğretim görevlisi olarak döndü.
  • El emeğine dayalı işlerin beynin çalışmasını gerektiren işlere göre her zaman daha üstün olduğunu düşünürdü, bir çok öğrencisini de böyle işlerde çalışmaları için ikna etmeye uğraşmış ve bazılarını etmiştir.
  • Cambridge’de ders vermeyi bitirir bitirmez sinemada kovboy filmlerini izlemeye koşar, hepsini en ön sıradan seyretmeye bayılırdı.
  • Eşcinsel olmasına rağmen, ellili yaşlarında dahi kız ve erkek öğrencileriyle bir çok ilişki yaşadı.
  • Hiç evlenmedi, hayatı boyunca hiç kravat takmadı ve genelde hep aynı eski püskü kıyafetleri giymeyi tercih etti.
  • Pervane böceklerinin kutsal olduğuna inanırdı ve bu böcek türüne takıntısı vardı. 1919’da ordudan ayrıldığı günlerde pervane böceklerinin antenlerinin hareketlerinden esinlenen bir tür telegraf benzeri iletişim aracı geliştirilmesi fikrini ortaya atmıştı. 1923’de isimsiz yayınladığı kısa bir yazıda, depresyonun tedavisi için pervane böceği yetiştirilmesinin uygun bir tedavi olacağını belirtmişti.

Hikayeler, sözleri ve anekdotlar

– Bir gece Wittgenstein hocası ve daha sonra meslektaşı olan Bertrand Russel’in evine gizlice girer, arkadaşınuyurken kendisine kahve yapar ve onu uyurken bir süre seyreder. Russell uyandığında panikle bir çığlık atar.

Wittgenstein - hep genç kalan adam

Wittgenstein: Okunmadan anlaşılmaz. Okunsa da...

Wittgenstein ona sakince daha önce hiç bir Bugs Bunny çizgi filmi seyredip seyretmediğini, eğer seyrettiyse bu filmlerin onu felsefenin nasıl yapılması gerektiği hakkında düşüncelere sevk edip etmediğini sorar. Russell, “Bunu sormak için benim yataktan çıkmamı bekleyemez miydin?” diye cevap verir. Wittgenstein’in kafası karışır: “Ama eğer öyle olsaydı şimdi yatakta olmazdın, öyle değil mi?” (Hikayenin bir versiyonu daha mevcuttur, bunda Wittgenstein hikayenin sonunda ağlamaya başlar.)

—  1929’da Cambridge’e yeni döndüğü günlerde Wittgenstein, iki gün boyunca çırılçıplak olarak, sadece ayağında deri ayakkabılarla üniversitenin içerisinde dolaşır. Genç bir öğrenci ona çıplak olmasının nedenini sorduğunda, öğrencinin kafasına Kant’ın Pratik Usun Eleştirisi kitabıyla sert bir biçimde vurur ve şöyle der: “Bir çemberin güzelliği bir başlangıcı olması değil, bir sonu olmamasındandır!” Bu olaydan sonra bir buçuk hafta boyunca gözden kaybolur.

— Tenisi bulan ve geliştirilmesine öncelik eden kişilerden belki de en önemlisi Wittgenstein’in büyük büyükbabasıdır. Wittgenstein hayatı boyunca tenisten bahsedildiğinde duymazlıktan gelmiş ve bu oyunu yok saymıştır. Ölüm döşeğinde Bertrand Russell’a bir mektup yazar ve onu evine tenis oynamaya davet eder. Russell bir hafta sonra Wittgenstein’in evine gittiğinde onun artık yatağından kalkamayacak kadar zayıf olduğunu görür. Böylece, Wittgenstein hayatı boyunca tenis oynamadan ölür gider.

Göz bebeği

One comment on “Ludwig Wittgenstein ne demiş, ne yapmış (ne yemiş, ne içmiş)?

  1. Cancığım gene süper yazı. Bir de Socrates’i anlatırsan süper olur benim çok ilgimi çekmiş bir insandır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: