1 Yorum

Arthur Schopenhauer ne demiş, ne yapmış (ne yemiş, ne içmiş)?

Geçmişte  yaşamış bazı büyük düşünür ve bilim adamlarının hayat hikayelerine ilişkin küçük anektodlara sitede yer verdiğim bir yazı dizisine başlamış ve bu seriye uzun bir ara vermiştim.  Immanuel Kant’ın anlatıldığı ilk bölümde, bu yazı dizisinin amacı ve temel içeriği de yazının girişinde yer alıyor. İkinci yazımızın kahramanı Arthur Schopenhauer ile tanışmadan o bölümü okumanızda yarar olabilir.

Arthur Schopenhauer

Arthur Schopenhauer (1788 – 1860)

Ona ölümünden yaklaşık 150 yıl sonra içine psikolojik tatlar serpiştirilmiş bir best-seller sayesinde, yaşadıkları ve hayata bakışı ile kitlelerce tanınan meşhur bir kişi olacağı söylenseydi, inanır mıydı acaba? Belli olmaz, Schopenhauer bu!

Karamsarlığın atası, Irvin Yalom‘un “Schopenhauer Tedavisi” kitabı ile modern çağda popülerliği yakalamış olabilir, ama onun ilginç hayat tarzı bazılarının her zaman dikkatini çekmişti zaten. Halen bir çok insanın hayat anlayışında onun düşüncelerinin izlerini bulmak mümkün, belki de bazı şeyleri ilk kez dile getirdiği için…

Kişilik özellikleri ve ilginç davranışlarıArthur Schopenhauer suluboya

  • Schopenhauer, istenci bastırmanın mutlu bir hayat sürmek için mecburi olduğuna inanırdı, bu yüzden ona güre insan mutlu olmanın peşinde koşmak yerine hayatı acısız ve tasasız olarak tamamlamak için çaba göstermeliydi.
  • 40 yaşından sonra neredeyse tamamen yalnız bir hayat sürdü; hiç bir arkadaş edinmedi, evlenmedi ve annesiyle de bağlarını bütünüyle kopardı. Buna karşılık gençlik yıllarında dünya zevklerinden hazzettiği, güzel giyinmeyi sevdiği, bir çok kadınla ilişki yaşadığı, hatta gayri meşru bir çocuğu olduğu dahi iddia edilir.
  • İçinde yaşadığı toplumla bütünleşme isteği, her zaman yalnız olma güdüsüyle çelişmiş ve sonunda saf yalnızlığın en insani yaşam tarzı olduğunda karar kılmıştır, bazen zorlukları insana katlanılmaz gelse bile…
  • Mezar taşının üzerinde yalnızca Arthur Schopenhauer yazmaktadır, doğum ya da ölüm tarihleri ve yerleri yer almaz.
  • İnsanların soyuna ve aile köküne çok önem verir ve bir insanın kişilik özelliklerinin babadan geçtiğine inanırdı.
  • Bu arada belirtmek gerekir ki, felsefi çalışmalarında ve bir insanın hayatının anlamı hakkında yazdığı “Aforizmalar”ında, “insan”dan kastettiği erkek cinsidir. Kadınları zayıf yaratıklar olarak görür ve onları bu çalışmaların kapsamına dahil etmezdi.
  • Yine bu kapsamda, kadınların sadece neslin devamı için yaratıldıklarını, sanatın ya da bilimin hiç bir dalında gerçek anlamıyla varlık göstermelerinin mümkün olmadığını, doğaları gereği bunun böyle olduğunu ileri sürerdi.

Hikayeler, sözleri ve anektodları

  • Schopenhauer Dresden’de bir bahçede gezinirken bir bitkiyle uzun süre ilgilenir. Bunu gören bahçenin yetkilisi onun yanına gelir ve “Kim olduğunuzu öğrenebilir miyim bayım?” diye sorar. Adamı uzun süre süzen Schopenhauer, “Eğer bu sorunun cevabını benim için bulabilseydiniz” der,  “size ömür boyu minnettar olurdum”. (www.anectodage.com)
  • –  “Aforizmalar” kitabından:
  • “…İnsanları arkadaş canlısı kılan, yalnızlığa ve yalnızlık içinde kendi kendilerine katlanma yeteneksizlikleridir. Onları hem topluma hem de uzak ülkelere ve yolculuklara süren, içsel boşlukları ve sıkıntılarıdır.

    …Buradan, insanların sadece neden böyle can sıkıcı oldukları değil, neden böyle arkadaş canlısı oldukları ve sürü gibi dolaşmaya bayıldikları da açıklanmış olur: İnsanoğlunun sürü hayvanı doğası.”

    Tek satranç piyonu“… Büyük kafalar söz konusu olduğunda, tüm insan soyunun bu asıl eğiticilerinin, tıpkı etrafında gürültü yapan çocuk sürüsünün oyununa karışmak eğiliminde olmayan bir pedagog gibi, başka insanlara ilgi duymamaları elbette çok doğaldır.

    …Yalnızlık tüm seçkin zihinlerin yazgısıdır. Zaman zaman bundan yakınacaklardır, ama her zaman kötünün iyisi diye bunu seçeceklerdir.”

    “… Hiç kimse kendinden fazlasını göremez. Herkes başkasında, kendisi olabildiği kadarını görür, çünkü onu ancak kendi zekası ölçüsünde anlayabilir. Bu zeka düşük türden ise, tüm zihinsel yetenekler, en büyükleri bile, onun üzerinde etkide bulunamayacaklar ve o da bu yeteneklerin sahibini algılayamayacak, sadece onun bireyselliğindeki en düşük olanları, kendisiyle ortak olan zayıflıkları, mizaç ve karakter eksikliklerini algılayacaktır.”

One comment on “Arthur Schopenhauer ne demiş, ne yapmış (ne yemiş, ne içmiş)?

  1. […] 03/03/2010 Mustafa Özkan Yorum yapın Yorumlara git Can Ender Gökçe arkadaşımın şu yazısını okuduktan sonra hakkında pek bilgiye sahip olmadığım Arthur Schopenhauer’i biraz […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: