Yorum bırakın

Yaratıcılığı tanımlamak

Yaratıcı Beyin

Yaratıcılık çalışmalarının önündeki en büyük engel, daha konunun en başında ortaya çıkıyor: “Yaratıcılık” kavramını tanımlamak.

Bu konu, gerek tarih boyunca, gerekse de modern bilim araştırmaları içerisinde yoğun olarak tartışılmış bir alan. Getirilen açıklamaların ve yaklaşımların sayısı inanılmayacak derecede çok. Bugün ise, her ne kadar üzerinde kesin bir görüş birliği bulunmasa da, en azından yaratıcılığın bileşenlerinin nelerden oluşabileceği konusunda bazı genel fikirler genel kabul görmüş durumda. Bu yazıda, bu heyecan verici bileşenlerden bahsedecek ve yaratıcılık denilen o gizemli yeteneğin sırlarından bahsetmeye çalışacağım.

Yaratıcı Beyin – Dehanın Nörobilimi

Iowa Üniversitesi Psikiyatri Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Nancy Andreasen’in “Yaratıcı Beyin / Dehanın Nörobilimi
” adında eşsiz bir kitabı bulunuyor. Kitabı sadece yaratıcılıkla değil, beynin çalışma prensipleriyle ilgilenen ve bu konuda bilgi edinmek isteyen herkese hararetle tavsiye ediyorum; neredeyse bilgece diye nitelendirilebilecek, yılların deneyiminden süzülerek geçmiş bir anlayışı yansıtan harikulade bir kitap bence.

Yaratıcılığın bileşenleri

Dr. Andreasen bu kitabında yaratıcılık yetisini bir çok açıdan ele alıyor ve bu konudaki yaklaşımları eleştirel bir gözle inceleyip, rahat ve sürükleyici bir dille okuyucuya sunuyor. Kitabın Türkiye’deki yayıncısı Arkadaş yayınevinin iznine sığınarak, Dr. Andreasen’in üzerinde durduğu bazı kavramlardan tanıtım amacıyla söz etmeyi önemli görüyorum.

Andreasen, yaratıcılığın temel bileşenlerinden bahsederken ilk sırayı özgünlüğe veriyor. Yani bir fikrin yaratıcı olarak kabul edilebilmesi için, yeni ilişkiler, bakış açıları, betimleme yolları sezmeyi içermesi gerektiğini belirtiyor. Yaratıcılığın ikinci temel bileşeni ise fayda veya işe yararlılık.  Ona göre bu da tanımlanması oldukça güç bir kavram, zira örneğin sanat gibi alanlarda  işe yararlılık teriminin ne anlama gelebileceği çok açık değil. Bu yüzden, fayda kavramının tanımının olabildiğince açık tutulması gerektiğinin üzerinde duruyor. Son temel bileşen olarak ise Andreasen, yaratıcılığın bir çeşit ürün ortaya koyması gerekliliğini öne sürüyor. Ona göre, yaratıcılık bir şeyin yaratılmasını tanım gereği gerektiren bir süreç.

Sonuç olarak, Andreasen’e göre yaratıcılığın giriş olarak belirlediği üç bileşenden oluştuğunu düşünmekte yarar var. Yaratıcılık, bireyle başlar, diye belirtiyor yazar; daha sonra bu birey, yaratıcı bilişsel bir süreç sonucunda, bir sorunu ele alır, iyi bir soru sorar ya da yeni bir görüş veya kavramsallaştırma yolu arar. Süreç tamamlandığında, yani sorun çözümlendiğinde ya da çalışma bitirildiğinde, ortada bir ürün vardır.

Birey, süreç, ürün. Bu üç önemli bileşen hakkında da çok önemli bir çok görüş, bilgi ve farklı fikirler sunuyor Andreasen.

Yaratıcılıkla ilgili diğer başlıklar

Bunların yanında, kitapta “vaka incelemeleri” bölümü içerisinde, geçmişte yaşamış ve önemli yaratılarda bulunmuş kişilerin kendi yaratım süreçleri hakkındaki samimi ve açık anlatıları bulunuyor ki – bunlar da hiç şüphesiz yaratıcılık süreci üzerinde eşi bulunmaz kaynaklar. Beynin anatomik yapısının kısaca anlatıldığı ve düşünme süreci ile bu anatomik yapının ilişkisinin incelendiği bölüm de son derece ilgi çekici.

Sonuç olarak, kitap tavsiye edilen kaynaklar arasına girmeyi rahatlıkla hak ediyor.

Nancy C. Andreasen

Yaratıcı Beyin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: