Yorum bırakın

Bilgisayarlar ve ‘hack’ olayı konusunda bilmediğiniz 10 gerçek

Şunu biliyor musunuz, nerden bileceksiniz canım, benimki de laf… Daha doğrusu Türkçe’nin anlam aramadığımız acayip söz başlama kalıplarından birisi. Birisi yaygınlaştırmış, kalmış gibi geliyor bana. Bugüne kadar karşılaştığım tüm anlamsız kalıplar birisinin komik olduğunu düşünerek bunu tekrarlayıp durması, bir süre sonra diğer insanların da gerçekten acayip bir sosyal davranış özelliği göstererek bunu komik bulmaya başlaması ve son olarak da bunu taklit ederek yaygınlaştırması üzerinde yoğunlaştı, bunu çok gözlemledim,  belki bu “biliyor musunuz” kalıbı da böyle birinin elinden, dilinden çıkmış, bir süre sonra kendi sınıf çevresini aşarak okula yayılmaya başlamış, sonra da bekleneceği gibi ordan oraya, yaşlar arası, cinsler arası, en sonunda da sınıflar arası atlaması yoluyla hayatımıza karışmıştır.

ikili sayılar dijital ortamda

Hep 1-0, en fazla 1-1, ha tabii bir de 0-1

Kesin olarak bilmemiz mümkün değil tabii (hiçbir zaman). Tek ihtimal belki birisinin çıkıp “ben başlattım” diyerek bazı kanıtlar sunması, evet kalan bir tek çare bu, ama ona da ben inanmam. Gülerim.

Bu son derece alakasız başlıktan sonra yavaş yavaş yazıya girişe başlayalım. Bildiğiniz gibi düzensiz aralıklarla çeşitli konularda “Bilmediğiniz 10 gerçek” başlığı altında bazı yazılar yayınlıyorum (5 etti naaber). Dile kolay, tam beş tane olmuş – bununla birlikte  ama. Ama biliyor musunuz (bak yine, kullanmadan olmuyo ya), bir yandan da yazması en zor yazılar bunlar. En ilginç on tane acayip acayip gerçek ya da bazıları tarafından kesin gerçek olarak tanımlanan olguyu ya da olayı bulmak, onu teyit etmek, ilginç bir şekilde yazmak falan gerçekten zor iş. Bazen on tane bulacağım diye canım çıkıyor. Ama bir kere yola çıkmış olmanın verdiği gurur ve inat karışımı o acayip ruh hali var ya, onun yüzünden her şey devam ediyor. Bazen yavaşlasa dahi ediyor işte.

Velhasıl buyrun ahali, bilgisayarın penceresinden girip kapısından çıkmak olarak mecazi bir tarif atfedebileceğim “hack” olayının kısa tarihinde gerçekleşmiş, dolayısıyla artık gerçek olmuş en ilginç 10 durum, hadise, sıla hasreti veya asker annesi hikayesi:

1. Hack kelimesinin İngilizce’deki orijinal anlamı “balta kullanarak marangozluk yapan kimse” anlamına geliyormuş eskiden. Bu tanımın az çok pervasız yaklaşımındandandırbelki bilinmez, kelime zaman içinde anlam kaymasına uğramış ve teknik bir problemi geleneksel yollar dışında yeni metodlar deneyerek çözebilen ve bundan neşe duyan  kişi anlamına gelmeye başlamış.

2. Bugünkü anlamıyla bigisayarları hack etme olayı, 1950’lerde MIT’nin karanlık koridorlarında doğdu (karanlığı ben attım, aslına bakarsanız koridorlarda doğduğu falan da yok, ya sınıfta, ya da bilgisayar odasında doğmuştur elbet). Bu tarihte MIT’li öğrencilerin

Parmak izi konusunda bir problem yok!

Parmak izi konusunda bir problem yok!

üye olduğu MIT Elektrikli Trenler Kulübü‘nde toplanan gençlerin yeni bir tutkusu vardı: Elektrik düğmeleri. Bunlarla oynamaktan bir süre sonra sıkılan öğrencilerin yeni hedefi ise, IBM 704 Mainframe modelli ana bilgisayarı çalıştırıp kontrol edebilecek delikli kartlar hazırlamaya başladılar.

3. Kulüpte takılan öğrencilerin ilk dönemlerinde geliştirdikleri program oldukça basit bir mantığa dayanıyordu: Anabilgisayarın konsolundaki ışıkları yakarak, bu ışıkların hareketinin bir tür soldan sağa zıplayan top gibi görünmesini sağladılar. Ve işte! İlk bigisayar oyunu böylece bulunmuş oldu.

4. 70’li yılların başlarında “Cap’n’Crunch” takma adlı bir hacker (John Draper) oyuncak bir düdükle AT&T’nin uzak mesafeler için kullandığı 2.600 Hertz’lik ses dalgasının tonunu tutturmayı başardı. Bunun sayesinde Draper, bu sayede uzak mesafedeki ağ trafiğini yönetmeyi kolayca başarmıştı – ama tabi bu onun kolayca hapsi boylamasına da engel olamadı ne yazık ki.

5. Daha zengin olmalarına çok varken, Steve Jobs ve Steve Wozniak isimli ki Amerikalı genç, John Draper’in düdüğünün elektronik versiyonunu yapmayı başardılar ve buna “mavi kutu” ismini verdiler.

6. Yaptıkları mavi kutuyu kullanarak Steve Wozniak, bir keresinde Vatikan’da oturan Papa’yı aramış ve sesini o dönemin güçlü ismi, ABD Dışışleri Bakanı Henry Kissinger’a benzeterek telefonla uzun süre konuşmuştu.

7. 1988 yılında Robert T. Morris ilk kez bir solucanı (“worm”) yarattı, bu küçük program kendini yenileyip kendisinin bir eşini üretebiliyordu. Morris’e göre bunu yapmasının nedeni, internet güvenliğini test etmekti.

8. Fakat, gelin görün ki Morris’in yarattığı bu solucan, özellikle kendi kendini yeniden üretme işinde birazcık fazla başarılı oldu. Milyonlarca dolar zarara sebep olan bu solucan, Morris’in hakkında dava açılmasında da en önemli etkendi.

9. Ama herkes bir gün ait olduğu yere dönüyor işte. Morris, bugün en prestijli üniversitelerden M.I.T’de bilgisayar bölümünde hocalık yapıyor.

10. Söylentilere göre, 2003 yılında Kuzey Amerika’da gerçekleşen ve hayatı felç edip büyük zarara yol açan dev boyutlardaki elektrik kesintisi, Çinli hackerların Amerika’nın elektrik şebekesine yaptıkları elektronik bir saldırı sonucunda meydana gelmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: