4 Yorum

Kim Peek öldü… Yağmur Adam artık yok.

Gerçek Yağmur Adam Kim Peek

Kim Peek, en bilinen fotoğrafında

19 Aralık 2009 günü, öğrenme ve hafıza yetenekleri ile bilim adamlarını olduğu kadar sıradan insanları da etkileyen ve Yağmur Adam (Rain Man“, 1988) filmine esin kaynağı olan Kim Peek, 58 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Kim Peek’in her türlü bilgiyi, rakamı ve aslına bakılırsa karşılaştığı her türlü herşeyi hatırlayabilme yeteneği, onu dünyanın belki de gelmiş geçmiş en ünlü “savant“ı haline getirmişti. Oldukça nadir görülen bir beyin kusuru ile dünyaya gelmiş olduğundan, doktorlar anne ve babasına onu bir özel bakım enstitüsüne vermelerini öğütlemişler, orada büyütülmesinin uygun olacağını belirtmişlerdi. Hatta, daha sonraki yaşlarında bir lobotomi operasyonu geçirmesi gerekeceğini de aileye bildirmişlerdi.

(Lobotomi, beynin prefrontal korteks bölgesinin diğer beyin bölgeleri ile ilişkisini sağlayan bağlantıların kesilmesini ve o bölümün bir kısmının alınmasını içeren bir operasyondu. O zaman da oldukça tartışmalı bir işlem olmasına rağmen, bulunduğu 1935 yılından itibaren 20 yıl boyunca yaygın olarak uygulandı. Son bir not: lobotomiyi ilk kez uygulayan “bulan?” doktora neler olduğunu daha önce yazmıştım.)

Hayatının bu erken bölümü, Daily Telegraph’ta ölümünün ardından yayınlanan şu detaylı yazıda gayet güzel anlatılmış.

Ancak, Kim Peek’in ailesi bu önerilerin tümünü reddetti. Daha sonra, Peek’in çarpıcı yetenekleri onu üne ulaştırmış ve bu yetenekleri sayesinde hakkında yapılan çeşitli araştırmalar için dünyayı dolaşma imkanı bulmuştu. Yine de, beyninin çalışma biçimi ile limitlerinin anlaşılması zor genişliği, bilim adamlarını Peek’in ölümüne kadar şaşırtmaya devam etmeye devam etti.

Advances in Pediatrics isimli bilimsel bir dergide 2008’de yayınlanan bir makale, Peek’in muhtemelen aslında otizm değil, “FG sendromu” olarak bilinen bozukluğa sahip olduğu sonucuna varıyordu. Daily Telegraph’ta konu şu şekilde özetlenmiş:

“Onun beynini inceleyen nörologlar ve diğer tıp adamları, onda corpus callasum adı verilen, beynin sağ ve sol yarıkürelerini birbirinden ayıran

Yetişkinlik döneminde Kim Peek

Yetişkinlik döneminde Kim Peek

ve bilginin filtrelenmesi görevini yapan ince zarın var olmadığını tespit etmişlerdi. Bu durum, Peek’in beyninin efektif olarak dev bir bilgi bankasına eşit hafızaya sahip olması anlamına geliyordu ve inanılmaz fotoğrafik hafıza yeteneğinin temelini oluşturuyordu. Ayrıca, Kim Peek bilim tarihinde rastlanan bir ilk olarak, bir kitabın iki sayfasını aynı anda okuyabilen tek kişiydi, bunu bir sayfayı sağ, diğer sayfayı ise sol gözüyle okuyarak yapıyor, üstelik kitabın ters çevrilmiş ya da yan tutuluyor olmasının da bunu yapabilmesinde bir etkisi olmuyordu. Kafasına yerleştirdiği her türlü bilginin % 98’ini olduğu gibi hatırlayabilmesi, onun “mega-savant” olarak anılması sonucunu doğurmuştu.”


Yağmur Adam, 1988

Yağmur Adam, 1988'de en iyi film Oscar ödülünü almıştı.

NPR’da ölümünün ardından yayınlanan makaleye göre, Utah Üniversitesi’nden Daniel Christensen, Peek hakkında “Onun sahip olduğu bilgi derinliği ve genişliği ile hafızası tek kelimeyle inanılmazdı. Bugüne kadar hiç kimse Peek’in neden, tam olarak neden, o şeyleri yapabildiğini çözemedi” demiş. Bu da onun yorumu elbette, özellikle nasıl değil, neden diye sorması gerçekten ilginç bir yaklaşım olmuş.

Babasınınsöylediğine göre, Peek geçtiğimiz hafta Cumartesi günü bir kalp krizi yüzünden hayatını kaybetmiş. Toprağı bol olsun, kimseye zararı olmayan, çok iyi bir insandı (derler yakından tanıyanlar).

Sonradan ekleme: Scientific American, normalde sadece abonelerine açık olan konuyla ilgili makalesinin tümünü Peek’in anısına bedava ulaşılabilir hale getirmiş. İlgilenenler uzun uzun okuyabilir.

4 comments on “Kim Peek öldü… Yağmur Adam artık yok.

  1. Bildigim kadariyla Peek’in hafizasi muthis olsa da (ki yazida bahsettigin yeteneklerinin hepsini okumustum) sentez yetenegi yoktu. Yani dev bir bilgi bankasiydi ama mesela o bilgi bankasindan bir teori cikartamiyordu.

    Bir de hep soylenen bir sey var: Aslinda bizim beynimizin de her seyi bu sekilde hatirlayabildigi ama buna bizim erisimimiz olmadigina dair. Bunun bir gercekligi var mi? Eminim bunu da biliyorsundur :)

  2. Sevgili Deniz,

    Yukarıdaki bilgilerin hepsini daha önce okumuş ama çok daha ulaşılabilir bir bilgi olan adamın IQ’sunu atlamışsın, yazık olmuş..:) Adamın zeka seviyesi, IQ cinsinden 87 olarak ölçülmüş vakti zamanında (Wikipedia makalesinin başlarında yazıyor), yani tahminimce basit çıkarımlar yapabiliyordu rahmetli.

    Kaldı ki, sentez yeteneği ya da teori üretimi laflarının tanımını tam olarak bilemediğim için, soruna da tam ve kesin bir cevap vermem mümkün değil aslında.

    Örneğin, ben geçen gün şöyle birşey düşündüm, bir bakabilir misin:

    “Eğer yürüyen merdivenler icat edilmemiş olsaydı, alışveriş merkezi denen bu heyhulalı devasa binalar olamazdı. Yine Kapalıçarşı gibi düzayak gibi olurdu hepsi.”

    Ne dersin, sentez, teori, yanlarına azıcık yaklaşabiliyor muyum azıcık sence?

    Ayrıca, kendisi hakkında seyrettiğim bir belgeselde bana gayet iyi niyetli, normal ve sadece “birazcık” saf bir insan gibi görünmüştü, amma bunu bittabi ki benim kendi saflığıma bağlamamız da muhtemeldir.

    Son olarak, beynimizin her seyi bu sekilde hatirlayabildigi ama buna bizim erisimimiz olmadigi konusunda ise bir şey okuduğumu ya da baska bir yolla ogrendigimi hatırlamıyorum. Dolayısıyla, dogrulugu konusunda bir yorum yapamam. Ama muhtemelen dediğin gibi öğrenmiş fakat sonradan nedense erişime kapatmış da olabilirim.

    Yazık ki bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim :)

    Selamlar, mutlu yıllar…

  3. Saf ve iyi niyetli olmasiyla, sentez yetenegi arasinda bir korelasyon yok ki. Demem o ki, bu efsanevi hafiza yetenegini asil kullanabilecegi yer olan sentez noktasini yapamiyordu. Iyi niyetli ve cok cok iyi niyetli birisi olabilir. Sadece bunun meseleyle alakasi yok.

    IQ’sunun 87 olmasi da -bana kalirsa- pek soylediklerimle alakali degil. IQ ile yaraticilik arasinda dogrudan bir baglanti oldugu kuskulu cunku. IQ ile ozgun uretim arasinda bir bag kurmus olsaydik bile, IQ’nun dusuk olmasi yine ayni seyi soyluyor olurdu.

    Sentez ya da teori uretimi demek; cesitli olaylar arasinda nedensel iliskiler ya da korelasyonlar cikarmak yani “bilgi uretmek” demektir. Yani mesela hem ekonomi teorilerine hakim, hem de sosyoloji gibi bir alana hakim olan birisi icin (ki bu sadece bir ornek ama eminim Peek’in bu tur iki alanda hafizasinda binlerce kitap vardir (ki ben 10000 civari diye biliyorum)) sosyalizm, liberalizm elestirisi yapabilmek yahut bir cesit ornek model ortaya koyabilmek bir cesit sentezdir. Tanim genis. Ama anlami kesinlikle flu degil.

    “Örneğin, ben geçen gün şöyle birşey düşündüm, bir bakabilir misin:

    “Eğer yürüyen merdivenler icat edilmemiş olsaydı, alışveriş merkezi denen bu heyhulalı devasa binalar olamazdı. Yine Kapalıçarşı gibi düzayak gibi olurdu hepsi.”

    Yukarida bahsettigim turden bir nedensellik var fakat ne yazik ki hicbir bilimsel argumana dayanmadigi icin sadece hipotez konumunda. Iste hafiza burada devreye girebilir. Cesitli toplumlardaki alisveris merkezi kulturunu ve o toplumlardaki kultur kodlarini cok iyi biliyorsan (binlerce kitap ezberindeyse) buna yonelik rahatca bir “sentez” yapabilirsin.

    Umarim acik olmustur.

  4. Pek açık olmamış, ilki daha açıktı.

    Adamın saf ve iyi niyetli olmasını, sentez üretimi yeteneğiyle birleştirdim, ikisi arasında bir ilişki kurdum gibi gelmiş sana. Derdimi iyi anlatamamışım demek ki, elbette benim kabahatim, o kişilik özellikleri sadece metne renk katmak için -içimden geldiği gibi- yazdığım satırlardı. Nasıl oldu da bir okuyucuda iyi bir insan olduğu için teori kurabildiğine inandığım yönünde bir izlenim uyandırabildim, hayret. Ki normalde açık ve anlaşılması kolay bir şekilde yazdığım söylenir.

    IQ’nun bir sentez, teori, hipotez ya da adı her neyse onu, yani iki olgu arasında nedensellik (ya da ikisini aynı neden(ler)e bağlama) kurma olgusu ile çok çok ilgisi vardır ama. Üstelik, bunları kurmak illa ki o konudaki tüm bilimsel kitapları yutmuş olmayı da gerektirmez, Einstein gibi biri tek başına düşüne düşüne bile yapabilir bunu (pek seyrek olsa da). Elbette ki eğitim iyi bir şeydir öte yandan ama.

    Bir insanın IQ’sunun 87 olması, yukarıda dediklerimizi (teori üretmek vb.) çok büyük oranda yapamayacağı anlamına gelir. O yüzden sana verdiğim yanıt, dikkat edersen buna parmak basarak başlıyordu. Daha önce dediğim gibi, küçük çıkarımlar yapabilir, ama belirli bir IQ seviyesine sahip olmak bir gerek şarttır teori kurmak için, bir yeter şart olmasa bile.

    Bir de çok ciddiye alma lütfen yazdıklarımı, dikkatini çekmiştir, yazılarda da yorumlarda da zaman zaman absürd bir mizah anlayışıyla yazıyorum. Beğenmeyebilirsin o ayrı konu ama bu çok ciddiye almanı gerektirmez, çünkü karşındaki o kadar ciddi söylemiyor onları.

    Uzun cevabın için teşekkürler, selamlar,

    Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: