1 Yorum

Bilimin (henüz) pek açıklayamadığı en ilginç 10 fenomen

Belki yavaş yavaş kendimi tekrarlamaya başlıyor olabilirim, eğer öyle bir şey sezerseniz haber verin, konu çeşidi elimizde mevcut. Ama şimdi gel de şöyle bir listen olsun da koyma siteye, insan dayanamıyor. Üstelik bu sefer, hem mistik ve esrarengiz konulara el attım, hem de heyecan olsun diye 10’dan geri sayarak gittim, dolayısıyla okumasına doyum olmuyor. Umarım siz de zevk alırsınız…

İşte, ne yapılırsa yapılsın bilimin karşısında çaresiz kaldığı en baba on fenomen:

10. Zihin/beden ilişkisi

Herhalde insanlık tarihi boyunca en çok konuşulan konuların başında gelen bir mesele. Din, felsefe ve bilimin belki de çıkış noktası. Ruh, ölümlülük, akıl, bilinç, biz birer beyinden mi ibaretiz gibi soruların kaynağı. Üstelik, tıp (ya da tıpla ilgili her türlü bilim dalı) insan beyninin vücudu nasıl etkilediği hakkında daha yeni yeni bize bazı ipuçları sunmaya başlamış durumda.

Son günlerde oldukça gündemde olan plasebo etkisine ilişkin anlayışımızın yeniden değerlendirilmesi de bu konulardan biri. Son yapılan araştırmalar iyice gösterdi ki, insanların çeşitli hastalık semptomlarından ya da ağrılarından kurtulması, aldıkları ilaç etki etsin ya da etmesin, sadece hastalar ilacın onları tedavi edeceğine inanmalarına dayanabiliyor ve bu düşünüldüğünden de yaygın bir durum. Örneğin yirmi otuz sene önceki araştırmalara kıyasla bakıldığında, bu etkinin halk arasında büyük ölçüde arttığı gözleniyor. İnsan bedeninin adeta mucizevi bir kendi kendini tedavi yönteminin olduğu bariz de, gel gör ki bu mekanizma hakkında bildiklerimiz yok denecek kadar az.

9. Psişik yetenekler

Psişik güçler veya altıncı his olarak da bilinen, beş duyunun dışındaki duyularla algılama olgusu, hiçbir sebeple olmasa dahi, insanların büyük bölümünün az ya da çok buna inanıyor olmasından dolayı bu listeye girmeyi hak eden  “anlaşılamayan bir olgu”. Yine birçok insana göre sezgilerimiz (içe doğma dediğimiz olay) psişik güçlerin bir çeşidi, üstelik belki de dünyaya veya geleceğe ilişkin özel bilgilerin kapısını  aralayabilecek bir anahtar.

Araştırmacılar, bugüne kadar bu tür yeteneklere sahip insanlar üzerinde pek çok araştırma gerçekleştirdi, ancak bilimsel koşulların tam olarak sağlanması ile yapılan deneylerin sonucu ne yazık ki ya olumsuz olmuş ya da bir şeyi kanıtlayamayacak kadar belirsiz. Buna karşın, bu görüşü savunanlar, bu tür güçlerin deneye tabi tutulamayacağını, test edilemeyeceğini ya da kuşkucu bilim adamlarının olduğu bir ortamda ortaya çıkmasının zorlaştığını savunuyorlar. Eğer bu fikir doğruysa, o taktirde bilim psişik güçlerin var olup olmadığını hiç bir zaman kanıtlayamayacak demektir – olgunun kendisi kadar acayip (ve aslında komik) bir durum bence.

8. Ölüme yaklaşma anları ile ölümden sonraki hayat (?)

Belirli sebeplerle ölüme çok yaklaşan insanların bir kısmının mistik bazı deneyimlerden bahsettikleri malumunuz. Örnek mi istersiniz, bol miktarda var; uzun bir tünel görmek ve bu tünelin ucunda gitgide büyüyen bir ışığa doğru yaklaşmak, eskiden ölmüş sevilen akrabalarla karşılaşmak, yoğun bir huzur ve barış hissi, say say bitmez. Bu tür deneyimler, mezara girdikten sonra başlayan yeni bir yaşamın habercisi olabilirler mi gerçekten?

Bu deneyimle re kuşkuyla yaklaşanların sayısı elbette ki oldukça yüksek. Bu görüştekiler, görülen bu imgelerin ölüme yaklaşılan anda travma halinde olan beyin tarafından üretilen tahmin edilebilir ve doğal halüsinasyonlardan ibaret olduğunu savunuyorlar. Yine de, ölümden dönenlerin bazılarının anlattığı bu hikayelerin ne olduğunu bilmek için hiçbir yol ne yazık ki yok; gerçekten halüsinasyon mu yoksa “öbür taraftan” sahneler mi olduğunu bilmemiz, bilimsel olarak teorikte ve pratikte (!) mümkün görünmüyor.

7. UFO’lar

Bir kere şundan şüphemiz yok ki UFOlar (Ne İdüğü Belirsiz Uçan Nesneler) mevcut. Zira, birçok insan gökyüzünde hava taşıtlarından meteorlara kadar tanımlayamadıkları nesneler görüp duruyor. Tanımlamayan bu nesnelerin uzaylıların taşıt araçları olup olmadığı ise tamamen ayrı bir konu…  Dünyadan uzaydaki herhangi bir hedefe yolculuk edebilmek için gerekli mesafelerin uzunluğu ve bunun için harcanması gereken enerji düşünüldüğünde, bu ihtimal oldukça uzak görünüyor. Gizemli UFO olaylarının birçoğu dikkatli araştırmalar sonucunda çözülmüş olsa da, bazı UFO olayları daha çok uzun bir zaman için anlaşılamayacak gibi görünüyor (İnanmasanız bile, verdiğim linkteki 10 olaya bir göz atın derim).

6. Deja vu

“Deja vu” Fransızca’da ‘önceden görülmüş’ anlamına gelen bir laf. Uzunca bir süredir, insanların kafasını karıştıran ve gizemli bir bazı olayları önceden yaşamış olma hissini tanımlamak için kullanılıyor. Bazı kişiler, deja vu deneyimlerini altıncı hislerine dayanan psişik olaylar olarak görüyor, bazıları ise önceden yaşanmış, ancak hatırlanmayan önceki yaşamlardan bir anlık kesitler olduklarını düşünüyorlar.

Aynı sezgilerimiz için olduğu gibi, bu konu üzerindeki psikoloji alanındaki bazı araştırmalar çok daha bilimsel ve gerçekçi bazı açıklamalar getirse de, bu olgunun nedeni ve doğası sırrını korumaya devam ediyor diyebiliriz.

5. Hayaletler

Shakespeare’in ünlü oyunu Macbeth’ten günümüzün Amerikan filmlerine ve dizilerine uzanan ve hala da ilgi çekmeye devam eden bir konu da ölmüşlerimizin ruhlarının ziyaretleri meselesi.

Hayaletlerin varlığına yönelik açık ve net kanıtları sorduğunuzda genelde kaçamak cevaplar alırsınız. Ama, pek çok kişi de bu konudaki samimi deneyimlerini, kanıt olarak çektikleri fotoğrafları ve hatta hayaletler ile girdikleri iletişim deneyimlerini anlatmaktan çekinmez. Hayalet dedektifleri de denilen bazı (sözde) araştırmacılar, günün birinde ölmüş olan insanların bizlerle iletişime geçtiğini harbiden kanıtlayarak, bu gizemli konuya kesin bir cevap vermek niyetlerini koruyor ve çalışmalarını şevkle sürdürüyorlar.

4. Bir anda ortadan kaybolan insanlar

Bilindiği üzere, insanlar çeşitli sebeplerle kayıplara karışabilirler. Bunların çoğunu aslında kendileri bulundukları ortamdan isteyerek kaçanlar oluşturur, bazıları bir kazaya kurban gider, bir kısmı ise kaçırılır veya öldürülürler. Ancak, ortadan kaybolan insanların büyük bir kısmının sırrı genelde çözülür; zira ya kendileri çıkıp gelirler, ya da akibetleri (genelde polis tarafından) ortaya çıkarılır.

Ancak, bazı ortadan kaybolma vakaları için bu söz konusu olmayabiliyor. Marie Celeste‘nin tüm mürettabıtından tutun, ünlü sendikacı Jimmy Hoffa‘ya, 1937’de esrarengiz biçimde kaybolan ve bulunamayan kadın pilot Amelia Earhart‘dan 2005 yılında ABD’de neredeyse yılın olayı haline gelen  Natalee Holloway‘un kayboluşuna kadar, bazı kişiler ortalıkta hiçbir iz bırakmadan ve yıllarca aranmalarına rağmen izlerine rastlanmaksızın ortalıktan kaybolabiliyor ve gaibe karışabiliyorlar. Ortadan yok olma vakalarının çözümü, büyük çoğunlukla polisin çabaları, bir itirafçının vicdan azabı ya da şans eseri sonucu olabiliyor, ama bugüne kadar bizim meşhur medyum dedektiflerinin bulup getirdiği bir kayıp kişiye rastlanmış değil.

Sonuç olarak,  elde sonuca götüren herhangi bir kanıt kalmadığı ve tüm ipuçları tükendiği zaman, ne polisin ne de adli tıp uzmanlarının elinden bir şey gelmiyor ve bu vakalar bilinmez olarak kalıyor.

3. Sezgiler (Altıncı his ya da iç ses de derler)

Adına ne dersek diyelim, hemen hemen hepimiz hayatımızın herhangi bir döneminde -genellikle önemli kararlarımızı verirken- bu hisleri farketmiş, içimizden gelen bastıramadığımız bu sesleri duymuşuzdur. Elbette ki içimizden gelen o seslerin önemli bir kısmı hatalı çıkar (örneğin, bir yolculuğa çıkarken içinizdeki o kötü his kaç defa haklı çıktı ki?), ama yine de esasında ilk anda içimize düşen duyguların karmaşık konularda doğru yolu göstermesi de hiç de az rastlanan bir durum değildir.

Psikologlara göre ise durumun muhtemel açıklamaları olabilir. Günlük hayatımızda, etrafımızda olup bitenle ilgili olarak bilinçaltımızda birçok bilgi depolarız, ve bu bilgiler sayesinde nasıl ve neden olduğunu anlamadan bir konu hakkında oldukça kuvvetli bir hisse sahip olduğumuzu fark ederiz. Ancak sezgi olgusu test edilmesi ya da deneye konu edilmesi son derece zor bir konu olduğundan, bilim günümüze kadar bu konuda sadece kısmi cevaplar sağlayabilmiştir.

2. Koca Ayak (yerel halk arasındaki adıyla Yeti)

Şaka yapmıyorum, okumaya devam edin lütfen. Uzun yıllar boyunca, pek çok defa insan oldukça iri, tüylü, insana benzer yaratıkları gördüklerine dair sayısız tanıklıklarda bulundu. Bütün bu tanıklıkların sadece küçük bir kısmı doğru olsa dahi etrafta binlercesi var olması gereken koca ayakların bir tanesine bile bugüne kadar rastlanmış değil. Yani, tarih boyunca ne bir avcının Yeti vurmuşluğu var, ne bu koca hayvanların bir tanesi otoyolda gece vakti son sürat giden bir arabanın önüne atlammış, ne de biri bile doğal sebeplerden nalları dikip doğada insanoğlu tarafından bulunmuş günümüze kadar.

Ama şunu dürüstlükle kabul etmemiz gerekiyor: Koca ayakların var olmadığı bilim tarafından hiçbir zaman kesin olarak kanıtlanamayacak. Zira, evrensel olarak geçerli, olumsuz bir önermenin ispatı mantık olarak mümkün değildir (“Ejderhalar yoktur”  gibi). İşte bu sebeple, Koca Ayak ve Loch Ness canavarı gibi gizemli yaratıklar, bizim gözlerimizden uzakta, ama bazıları için kesin olarak yaşamaya hep devam edecekler :)

1. Taos mırıltısı (ya da vızıltısı)

ABD’nin New Mexico eyaletinin Taos ismindeki küçük kasabasının yerlileri ve ziyaretçileri, yıllar boyu çölün ortasından gelen, havada dolaşan, oldukça düşük frekanslı vızıltıya benzer bir sesin varlığından şikayet edip durdular, ancak bu sesin kaynağını hiçbir zaman bulamadılar. Gerçi, Taos’ta oturanların sadece % 2’si bu sesi duyduklarını belirtiyor, ancak yine de bu durum konunun yoğun ilgi (ve turist) çekmesine engel teşkil etmiyor. Sesin kaynağı hakkında rivayet muhtelif: Bazısı doğada eşine az rastlanan akustik bir coğrafi yapının bu sese sebep olduğunu düşünüyor, bazısı gizli ve pek de tekin olmayan bir şeylerin göstergesi olduğu fikrinde.  Bu sesin kitlesel bir histeri sonucu yayılan uydurma bir şey olduğunu söyleyenler de yok değil tabii, ama pek ciddiye alınmıyorlar.

İster psikolojik, ister doğal sebeplere dayalı, isterse de doğaüstü kaynaklı olsun, sonuç olarak herkesin üstünde birleştiği tek bir gerçek var: Bu sesin nereden geldiğinin ya da sebebin bulunamadığı..

Bu da yılbaşı eğlencesi kabilinden bir yazı olarak geçsin 2009 kışından kişisel tarihimin not defterine

One comment on “Bilimin (henüz) pek açıklayamadığı en ilginç 10 fenomen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: