6 Yorum

Antidepresan ilaçlar, önemli kişilik değişiklikleri ile bağlantılı olabilir.

Son yıllarda, özellikle Amerika’da sık sık gündeme gelen bir akım var; aslında birbirinden farklı birkaç argüman içeren bu akım, temelinde beynin kimyasal ve sinirsel mekanizmalarının anlaşılması yoluyla insan davranışlarının karmaşık yapısının çözülemeyeceği fikrine dayanan bir akım. Cümlenin biraz karışık olduğunu farkındayım, hemen açıklayayım.

Bu fikri savunan bilim adamları, beynin içerisindeki sinirsel yapılar, onlar arasındaki bağlantılar, enzimler, nörotransmiterlar vb. beyin yapısı ile ilgili mekanizmaların, bazı davranış ve tutumlara yol açtığını kabul ederken, insan kişiliği ve davranışlarının sadece bunlar yoluyla açıklanamayacağını, çok daha farklı faktörlerin de insan davranışlarının oluşumunda ve farklılaşmasında rol oynadığının üzerinde duruyorlar. Bu sebeple de, özellikle de günümüzde beyin hakkındaki bilgilerimizin son derece sınırlı olmasını da göz önüne alarak, bu tür kimyasal ve merkezi sinir sisteminin çalışmasına dayalı açıklamalara bir miktar kuşkuyla yaklaşıyorlar.

Tahmin edilebileceği gibi, konu bir yanıyla da ilaç endüstrisi ile çok ilgili. Zira, piyasada kolay yollardan insanların mutsuzluğuna ve depresyonuna son verdiğini iddia eden bir dolu ilaç var ve ilaç şirketleri bu ilaçların reklam ve tanıtınımı için devasa bütçeler ayırıyorlar. Kendi ilaçlarının etkili olduğunu sonucuna ulaşan (belki de o şekilde tasarlanan) deneylere inanılmaz para yardımları yapıyor, hatta bir kaç ayrı olayda ortaya çıkarıldığı gibi, tersi yönde sonuç veren deney ve çalışmaları saklıyor, yayınlanmalarına engel oluyorlar (Bunlar bilinen gerçekler, sanmayın ki olayı dramatize edip, olduğundan önemli ya da farklı göstermeye çalışıyorum).

Depresyon tedavisinde ilaçlar ne kadar etkili

İlaçlarını al ve mutluluğu anında yakala!

Dolayısıyla, bu görüşteki bilim adamları, ilaç sektörününün bu finansal kaygılarının da etkisiyle, son yıllarda beyin çalışmalarının yanlış bir yöne kaydırıldığını ve genel görüş olarak  her türlü bozukluğun ilaçlarla çözülebileceği gibi bir düşüncenin toplumda yaygınlaştırıldığını savunuyorlar. Konunun detayları çok geniş ve bir çok alana yayılıyor, ancak bu kadarlık bir giriş şimdilik yeterli olur sanırım.

Bu görüşlere katkı sağlayabilecek bir çalışmanın sonuçları da geçtiğimiz günlerde Archives of General Psychiatry isimli periyodik bilimsel dergide yayınlandı. Bu bilimsel yayın, ABD’nin bu çalışmaları koordine eden devlet kuruluşu olan National Institute of Mental Health tarafından fonlanan ve bilim çevrelerinde tarafsız ve son derece güvenilir sayılan bir bilim dergisi.

Çalışmanın bulgularını basit bir dille anlatmak gerekirse, depresyon hastaları tarafından kullanılan antidepresan ilaçların, hastaların “mutsuzluğunu” ortadan kaldırmanın çok daha ötesine varan kişilik değişikliklerine yol açtığını ortaya koymuş.

Araştırmacılar bu çalışma sonucunda, ilaçları alan kişilerde, insan kişiliğini oluşturan beş özellikten ikisi olan “neuroticism” ve dışa dönüklük özelliklerinde büyük değişimler görmüşler; neuroticismde önemli düşüşler, dışa dönüklükte ise büyük yükselmeler tespit edilmiş. Bu arada, Türkçesini bilmediğim için neuroticism diye kullandığım sözcük, psikolojide en temel kişilik özelliklerinden biri kabul edilen ve bir insanın devamlı olarak olumsuz duygusal durumlara eğilimli olması anlamına gelen bir terim.

Çalışmanın bu sonucu bilim dünyasında ilk kez belirli bir durumu ortaya çıkardığı için oldukça önemli, hatta cidden çarpıcı. Zira, psikologlar genel olarak bugüne kadar, bu iki özellik gibi temel kişilik özelliklerinin insan hayatı boyunca pek az değişim gösteren, insan kişiliğinin temel yapıtaşları olduğu görüşünü paylaşıyorlardı. Oysa bu deney, ilaçların depresyonu (geleneksel görüşün desteklediği gibi) sadece depresif ruh halinin semptomlarını ortadan kaldırmak suretiyle değil, beyin içerisinde detaylarına tam hakim olunmayan bazı kimyasal prosesleri değiştirmek suretiyle de ortadan kaldırabildiğini sergiliyor.

Prozac tarih yazıyor, ama hangi tarihi?

Prozac tarih yazıyor, ama hangi tarihi?

Çalışmaya göre, değişime uğrayan bu kişilik özelliklerindeki değişimlerin ne kadar bir süre için devam ettiği tam olarak açık değil. Ancak, deney sırasında kişilik özelliklerinde en fazla sapma görülen kişilerin, yeniden depresyona yakalanma riskleri en fazla olan hastalar olduğu da belirlenmiş.

Sonuç olarak, bu deneyin sonuçları depresyon tedavisinde ilaç kullanımının yeniden değerlendirilmesinde önemli tartışmalara yol açabilecek gibi görünüyor. Elde edilen sonuçların, özellikle SSRI (Selektif serotonin gerialım inhibitörleri) olarak bilinen ve depresyon tedavisinde en yoğun kullanılan ilaç grubunun etkileri üzerinde devam etmekte olan şiddetli tartışmalar için, önemli bir bilgi görevi göreceğine kesin gözüyle bakılabilir.

Sen bugün Paxil'ini almadın mı yoksa?SSRI grubu ilaçların kullanımı ve finansal etkileri üzerinde küçük bir bilgi vermek gerekirse, sadece ABD’de geçtiğimiz sene içerisinde bu ilaçların temini için harcanan paranın 9,6 milyar Amerikan doları olduğunu belirtmek yeterli olur sanırım. Bizde de reçetesiz olarak satılan ve tabiri caizse kısa yoldan “kimyasal cennet” vaadeden bu ilaçların en popüler olanlarını hatırlatmak gerekirse, Prozac, Lustral ve Paxil örnek verilebilir.

Bu klinik çalışmanın detayları ile ilgili daha fazla detaylı bilgi edinmek isteyenler, bahsettiğim bilimsel derginin şu sayfasında çalışmanın tüm detaylarına ulaşabilirler.

6 comments on “Antidepresan ilaçlar, önemli kişilik değişiklikleri ile bağlantılı olabilir.

  1. 1.5 yıllık prozac kullanıcısıyım, doğru teşhis konduğunda, doğru doz ve alanında uzman bir doktor kontrolünde kullanıldığında etkisi %100 e yakın olan, uzun dönemde bir tedavi edebilen bir ilaçtır.(uzun dönem olması tüm antidepresanlar için geçerlidir).

    fakat bu yazdıklarım sıkıntınız oldumu alın, şekerleme gibi yuvarlayın agzınıza anlamına gelmiyor. gerçekten sıkıntısı olan ve benim gibi ucurumun kenarına yaklaşmış insanlarda çok olumlu sonuçlar veriyor.

    reçetesiz satışının kesinlikle yapılmaması gereken bir ilaç olduğunuda belirtmeliyim…

  2. Hiçbir ilaç hakkında bence o kadar kesin konuşmamak gerekir. Zira, insanların vücutları gerçekten birbirine kıyasla hiç beklenmedik farklılıklar ve ilaca tepkiler gösterebilirler; hatta hiç tepki dahi göstermeyebilirler.

    Prozac’ın da aralarında bulunduğu SSRI’ların düşük ve orta dereceli depresyon tedavilerinde etkilerini araştıran o kadar çok araştırma mevcut ki… Ve bu araştırmaların hepsi, “double-blinded” yapılıyor, yani bir denek grubu ile birlikte bir hatta iki kontrol grubu bulunuyor ve gruplardan birine denenen ilaç verilirken, diğer gruplardan birine de mutlaka aynı şekle sahip ama etkisiz bir plasebo ilaç veriliyor.

    Çok basit olarak anlatmak gerekirse, bir ilacın ne kadar etkin olduğu plasebo alan grup ile gerçek ilacı alan grubun iyileşme düzeylerindeki fark olarak söylenebilir. Dediğim gibi bu son derece basitleştirilmiş ve genelleştirilmiş bir söylem, ancak doğruluk payı da var.

    Örneğin, herhangi bir bozukluk üzerinde, diyelim hafif ve kısa süreli depresyon tedavisinde bir ilacın etkinliği test ediliyor. Çalışmanın sonunda, ilacı alan kişilerin % 80’inin iyileştiği ve hatta uzun süre bir daha hastalığa yakalanmadıkları ortaya çıkıyor. Vay, ne büyük gelişme değil mi? Süper bir ilaç olsa gerek.

    Ama bir de plasebo alan grubun sonuçlarına bakalım ve örneğin onlar da % 60 olsun. Yani, aslında hiçbir ilaç almayan bu “hastalar”, sadece ilaç aldıklarına ve ilacın onları tedavi edeceklerine inandıkları için iyileşiyorlar.

    Sonuçta, ilaç deneklerin % 80’ini iyileştirirken, plasebo ise % 60’ını iyileştiriyor. Valla ben olsam gidip parasıyla boş ilaç olan plaseboyu alırdım, belki etki yüzdesi daha düşük, ama hiç de fena sayılmaz, insanların çoğunu iyileştiriyor. Üstelik hiçbir yan etkisi olmadığından da yüzde yüz eminim! Ama öbür ilaç öyle mi?

    Örneğin en eski SSRI olan Prozac dahi en fazla yirmi senedir insanlar üzerinde kullanılıyor, diğer ilaçlar ise .çok daha kısa süre önce hayatımıza girdi. Hiçbirinin uzun dönemli yan etkisi bilinmiyor.

    Ya, yan etkisini bırak, asıl işlevleri bile bilinmiyor. Tamam serotonin seviyesini arttırıyor, ama sonra içiçe geçmiş pekçok beyin mekanizmasını nasıl etkiliyor, adamlar kendileri dahi bilmiyorlar. İnanmıyor musunuz, gidin bakın, prospektüsünde yazıyor!

  3. […] YAZININ DEVAMI–Antidepresan ilaçlar, önemli kişilik değişiklikleri ile bağlantılı olab… «← Küpleri Sırala Araba Park Etme Formülü Simon Blackburn →» […]

  4. kesinlikle aynı fikirdeyim anti-depresanların tüm numarası placebo etkisi. yan etkileri gerçek, yararları ilüzyon. ben de uzun süre cipralex kullandım hatta doktor etki etmediğini şaşkınlıkla görünce dozu 2 katına çıkardı ve ben sonuç olarak çok uzun süre sabırla yüksek dozda ilaç aldım (hatta iki farklı ilacı aynı anda kullanıyordum) sonuç olarak sinirlenmeyen, aşırı tepkiler vermeyen, duyguları uyuşmuş bir insan oldum ama hayatım daha kötüye gitti. o dönem hiç okula gitmedim. şimdi ilaçları bıraktım (bırakması da çok zor oldu aşırı baş dönmesine yol açıyordu) sinirli ve depresif bir insanım yine ama daha mutluyum, en azından okula gidiyorum. o yüzden bir ilaç aldım hayatım değişti diyen insanları görünce hem sinirlenip dalga geçiyorum hem de kıskanıyorum. o placebo etkisini yaşamayı ben de isterdim ama olmuyor. skeptik kişilik bozukluğuna sahip olan insanlar karşısında psikolog ve psikiyatristler çaresiz kalıyor. bu kişilerin tedavilerinin çok zor olduğu söyleniyor. bence bu bile tedavi olduğu söylenenlerin yeterince skeptik olmaması nedeniyle placebo etkisi altına girdiğinin göstergesi.

  5. Ben God Like…

    arkadaşlar yapmayın. ben bu ilacı (prozac) birebir kullanan biriyim 2 yılı geçti… placebo etkisinin ne olduğunu gayet iyi biliyorum (biyoloğum) ve ilaç kullanmamak için 1 yıl uğraştım ama hastanelik oldum en sonunda.

    ilacın kullanımını yanlış yapan, 1 aylık etkisiyle bu işe yaramadı diyen, yanlış teşhis sonucu spesifik ilacı alamayan kişilerde pek çok yan etki hatta fazlası bile görülebilir. ilacı çat diye bırakırsan daha da kötü olursun bunların belirli algoritması var.

    ayrıca şu bir gerçektir ki, ilaç size cenneti vaat etmiyor. psikolojik hastalıkları yenmek (hiç yoktan akli dengesi yerinde olanlar için) kişinin isteğine bakıyor. ne yazılırsa yazılsın, ben bunu yaşadım, öle liseli genç tribi veya kıytırık depresyonu değil. ciddi anlamda uçurumun kenarından döndüm.

  6. God Like,

    Benim dediğim senin dediğine karşı değil. Ama senin dediğinle sınırlı da değil.

    Bence senin için ilaç gerçekten de işe yaramış olabilir. İçten’in durumunda ise aynen onun söylediği gibi hiçbir etkisi olmamış olabilir. Bu gayet mümkün.

    Neden? Çünkü bu ilacın insanlarda çalışma mekanizması tam olarak bilinmiyor. Daha önceki yorumda da belirttiğim gibi, prospektüsüne bakarsan şöyle yazdığını göreceksin: “Prozac, serotonin gerialım inhibitasyonunu engelleyerek etki etmektedir. Bunu nasıl yaptığı ise bilinmemektedir.” Kelimeler farklı olsa dahi, meali aşağı yukarı buna gelir.

    Bu sebepten, ilaç firmasının desteklediği “bilimsel” çalışmalar dahi -en kendine güvenenler dahil olmak üzere- bu ilacın hastaların 2/3’ünde belirgin olarak etkili olduğunu söyler.

    Dolayısıyla, senin dediğin bütün şartlara uyulsa ve ilaç tam doğru olarak kullanılsa dahi, eğer bu çalışmalara inanacaksak, en en maksimum sonuç hastaların 2/3’ünde iyileşme sağlanmasıdır. Daha iyi değil. Bu oran, Prozac dışındaki SSRI’larda daha düşüktür hatta…

    Son olarak, Prozac’ın ne prospektüsünde “Bu ilaç size sadece yardımcı olacaktır, iyileşmek sizin kendi istekliliğine bağlıdır” yazar, ne de bu ilacı yazan doktorların büyük çoğunluğu böyle bir laf eder. Yanlarına dertli biri gelince bundan bir kutu yazıp gönderen doktor ne yazık ki çok ama çok fazladır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: